HAYAT KAYNAĞIMIZ OLAN SUYUN YAŞAMIMIZDAKİ ÖNEMİ

 

HAYAT KAYNAĞIMIZ OLAN SUYUN YAŞAMIMIZDAKİ ÖNEMİ

            Tüm canlılar dünyanın yüzeyinde ya da yüzeye çok yakın ince bir toprak katmanında yaşarlar ve güneş enerjisinin dışındaki gereksinimlerini bu katmanın içerdiği kaynaklardan karşılarlar. Eğer yaşamın sürmesi için gerkli olan su,oksijen ve diğer maddeler sadece bir tek kez kullanılsaydı şimdiye kadar hepsi tükenmiş olurdu.Su yenilene bilir enerji kaynağıdır.Yani yeniden oluşur.Canlılar için en önemli yaşam kaynağı sudur.Tüm canlıların vücudunun %75’i sudan oluşur.

                                                                                 (3)

HAYAT KAYNAĞIMIZ OLAN SUYUN DÜNYADAKİ DOLANIMI

            Yerküre üzerindeki okyanuslar, denizler, göller, akarsular ve yer altı suları hidrosfer tabakasını oluşturur. Yer kabuğunun ¾’ü sularla kaplıdır. Su küre,yer kabuğunun her yerinde aynı kalınlıkta değildir. Aynı kalınlıkta olmuş olsaydı kalınlığı 4km’ye yakın olurdu.Yer kabuğunun üstündeki sular devamlı hareket halindedir. Güneş’in etkisiyle okyanus, deniz, göl ve akarsulardan buharlaşan sular, atmosferin ilk tabakası olan troposferde birikir ve bulutları oluşturur. Bu bulutlar rüzgarın etkisiyle havada sürüklenir. Hareket eden su buharı, soğuk tabakaya rastlayınca yağmur, kar ve dolu şeklinde yeryüzüne iner. Yağmur sularından oluşan seller,derelere; dereler, çaylara; çaylar, nehirlere (büyük akarsulara); nehirler vegöllerde denizlere akar. Böylece yeryüzündeki sular buharlaşarak atmosfere,oradan da tekrar yeryüzüne gelmektedir. Bu olay devamlı oluşmaktadır. Suyun bu şekilde devamlı yer değiştirmesine suyun çevrimi adı verilmektedir.

(3)

SU KAYNAKLARI VE BUNLARI KİRLETEN ETMENLER

            Akarsular, göller, denizler, okyanuslar dünyadaki başlıca su kaynaklarıdır.Suları kirletenler insanlardır. Sanayi tesisleri ve gemiler tarafından denize, akarsu veya göleboşaltılan atıklar, en tehlikeli kirleticilerdir. Kanalizasyon sularının deniz, göl veya akarsulara akıtılması da önemli kirlilik nedenidir.İnsanlarımızın bir çoğu çöplerini deniz,akarsu ve göllere akmaktadır. Böylece sularımız her geçen gün daha fazla kirletilmektedir. Kirletmek kolaydır ama temizlemek kolay değil. Hava kirlenmesinden kaynaklanan asit yağmurları içme sularına karışarak suyu kirletir ve ciddi tehlikelere yol açar .Hayvan atıkları da suların kirlenmesine neden olur. Hayvan atıkları içmesuyunda mikropların oluşmasını sağlar. Fabrikalardan sulara karışan arsenik,cıva ve kurşun gibi maddeler sularda tehlikeye neden olur.

(3)

SU KİRLİLİĞİNİN İNSAN VE DİĞERCANLILAR ÜZERİNDEKİ ZARARLARI

           

     Kirli sular insan sağlığını önemli şekilde tehdit eder. Kolera, tifo ve dizanteri gibi hastalıklara neden olan mikroplar pis sularla insana bulaşır. Mikropların üreyip çoğalması için pis ve kirli sular en iyi ortamı oluşturur. Suya karışanzehirli maddeler su canlıları tarafından alınır. Daha sonra insanlar tarafından yenilenbu su canlılarıyla, zehirli maddeler insanlara geçer. Bunun sonucunda da insansağlığı olumsuz olarak etkilenir. Kirli sularla sulanan sebze ve meyveler de kirlilikten etkilenir. Kirli sularla sulanansebzeler insan sağlığını olumsuz yönde etkiler.

(4)

SU KAYNAKLARINI KİRLETMEMEK İÇİN NELER YAPMALI?

            Hızlı nüfus artışını önlemeli. Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin önüne geçmeli. Yani Planlı hale getirilmeli. Sanayide fabrika bacalarına filitre takılmalı. Biraz olsun hava kirliliğini önlemiş oluruz. Deterjan, deodarant gibi çok kullanılan kimyasal maddelerin içeriği doğada kolayçözülebilir maddeden olmalı. Tarım ilaçlarının daha bilinçli kullanımını sağlamak için tarım üreticilerini eğitmeli. Günlük yaşamda kullanılan kimyasal maddelerin, plastikler, petrol ve ürünleri küçükcanlılar (mikronizmalar) tarafından parçalanmadığı için geri dönüşüm olarak toplanıp değerlendirilmelidir. En önemlisi insanları eğitmektir. Ayrıca orman alanları çoğaltılarak ve denizden uzak bölgelere barajlar kurarak ülkeyedüşen yağış miktarını arttırabilir.

            Sulara karışan artık maddeler, sulardan arıtılmalıdır. Suyun sınırasız olmadığı, aksine sınırlı olduğu insanlara en iyi şekilde öğretilmelidir. İnsanların suyu kirlettiği taktirde bu kirliliğin tekrar kendisine döneceği bilincinde olması gerekir. Hava ve toprak kirliliği de su kirliliğine neden olduğundan bu kirlenmelerin de önüne geçilmelidir.

(4)

SU KAYNAKLARIMIZ YETERLİ MİDİR?

            Ülkemizde ve Dünya’ da gün geçtikçe içme ve kullanma suyu kaynakları yetersiz kalmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artması ve sanayinin gelişmesi sutüketimini arttırmıştır. Örneğin 1 ton çelik üretmek için 250 ton su gerekmektedir. İstanbul,İzmir gibi sanayileşmiş büyük kentlerimizin su tüketimini yakındaki su kaynakları karşılayamadığı için 150-200km uzaklıktan içme ve kullanma suyu getirilmektedir.

            Yurdumuz su kaynakları yönü ile yeterlidir. Fakat hızlı nüfus artışı plansız şehirleşmeve sanayileşme planlı hale getirilmezse,çevre tahribatı önlenmezse,ülke halkı iyieğitilmezse sahip olduğumuz içme suyu kirleneceğinden gelecek kuşaklara temiz,doğal içme suyu bırakma şansımız olmayacaktır.

(5)

SUYU BİLİNÇLİ KULLANMA YÖNTEMLERİ

            Yaşam kalitemizi düşürmeden günlük kullanımımızda tasarruflu kullanıma gidilebilir. Muslukları çok fazla açmamalı, ihtiyacımızı karşılayacak kadar açmalı. Temizlikte kullanılan suyun ihtiyacımız fazlasını kullanmamaya dikkat etmeli. Tarla bağ bahçe sularken akşamdan sulamaya dikkat etmeli. Güneşli sıcak bir günde su çabuk buharlaşacağından Çamaşır ve bulaşık makinelerimizi tam doldurmadan çalıştırmamaya ve gerektiğinde tasarruf düğmesini kullanmaya özen gösterelim. Satın alacağımız yeni ev aletleriniseçerken su enerjisi, deterjan tasarrufunu sağlayıcı özelliklere sahip olanları tercih edelim. Balkon ve merdivenleri yıkamak yerine silerek temizleyebiliriz. Böylece en az ¾ oranında su tasarrufu sağlamış oluruz.

(5)

 

 

HİDROSFER (SU KÜRE)

            Yeryüzünü saran ve okyanuslarda, göllerde, akarsularda ve yeraltında bulunan sularla, atmosferdeki su buharının tümüne birden hidrosfer (su küre) adı verilir. Hidrosferin oluşumu hakkında bir çok tez öne sürülmüştür. Bugün, hirosferi oluşturan suların,yer kabuğunun derinliklerinde volkanik faliyetlerin bir yan ürünü olarak ortaya çıktığı, görüşü kabul edilmektedir. Su,doğada,katı(buz),sıvı ve gaz(su buharı) olmak üzere üç şekilde bulunur. Su, bilinen tüm sıvılar içerisinde, en yüksek buharlaşma ısısına sahip olandır. Yine su,amonyaktan sonra en yüksek erime ısısına sahip olan bileşiktir. Yüksek özgül ısısıyla birlikte,bu özellikler, suyu, yeryüzündeki iklimsel farklılıkların belirleyici öğesi durumuna getirir. Suyun yeryüzündeki dağılımı eşit değildir. Ayrıca, belirli bir bölgede su, zaman içindede değişik miktarlarda bulunur. Kuak mevsimlerde ihtiyaçların karşılanmamasına karşın yağışlı mevsimlerde aşırı miktarlarda suyun zararlara yol açtığı bilinmektedir.

            Yeryüzünde bulunan toplamsu miktarı1.600.000x103km.3tür. Bunun 220.000x103km 3ü kimyasal olarak bağlı su, geriye kalan 1.380.000 x 103’ü ise serbest sudur. Yeryüyüzündeki serbest su, dünyanın tüm yüzey alanı üzerinde, 2700 metre kalınlığında bir tabaka oluşturacak kadar fazladır. Bu açıdan bakıldığında yeryüzündeki suyun tüm insanlığın ihtiyacını karşılıyacak kadar çok olduğu ve dolayısıyla ,tükenmez bir kaynak olduğu düşünülebilir. Ancak,toplam bu su miktarının%97’si tuzlu sudur. Bu sular, insanların ihtiyaçlarını karşılamak açısından uygun nitelikte değildir. Karalardaki toplam su miktarı,yeryüzündeki suların %3’üünü oluşturur. Bu %3 oranındaki tatlı su,yer altı suları,kar-buz, yüzey tatlı suları ve atmosferdeki su buharı şeklindedir. Tatlı suyun %75’i kutuplarda buz dağları halindedir. Karalardaki suyun ancak % 10’u kadarı kullanılabilir tatlı su potansiyelini oluşturur. Bu miktar,yeryüzündeki toplam su potansiyelinin %0.3’ü kadardır.

            Günümüzde insanlığın toplam su ihtiyacı, yılda 5500 km3 tür. Bu büyük bir rakam olmakla birlikte, akarsularve yer altı kaynak suları olmakla birlikte akarsular ve yer altı kaynak suları kullanılmak süretiyle ,bugün karşılanması mümkün olan bir miktardır. Artan dünya nüfusu bulundurulduğunda, gelecekte su ihtiyacının daha da artacağı ve bunun karşılanmasının güç olacağı anlaşılmaktadır. Susuz yaşam düşünülemez. İnsan, başka besin maddelerini almadan,haftalarca yaşayayabilir, fakat su içmeden, ancak birkaç gün yaşamını sürdürebilir. Bu yüzden,içme ve kullanma suyu sürekli ve güvenilebilir bir biçimde sağlanmalıdır. Doğada, kullanıldıktan sonra, kendi kendini yeniden var eden tek madde, sudur.

            Su, zaman zaman, topraktan denizlere, oradan atmosfere ve toprağa, yeniden denizlere ulaşılır. Ekolejik dengelerde çok büyük değişiklikler olmadığı sürece ,bu döngü böyle devam edip gider. Su canlı bir ortamdır. Sularda milyonlarca organizma barınmaktadır. Bu canlılar, yaşadıkları süre içerisinde ,suyun kimyasal yapısına etki eder, öldükten sonrada önemli etkiler oluştururlar. Sudaki yeşil bitkiler çok önemlidir. Çünkü, sudaki yeşil bitkilerin oluşturduğu klorofil , güneş ışınları sayesinde,karbonlu organik maddelere dönüşür.Yaşam, ancak bunların varlığı ile mümkündür. Şu halde su, bir yandan fiziksel,bir yandan da biyolojik özellikler gösteren ortamı oluşturur. Suda yaşam, ancak eriyik halde bulunan gazlar, madensel maddeler ve organik madddeler sayesinde mümkündür. Su,aynı zamanda bitkisel ve hayvansal hücrelerin yaşamı için de çok önemlidir.

            Dokulardaki su oranının %20’nin altına düşmesi, dokuların ölümüne yol açar. İnsan, çeşitli amaçlarla kullandığı suyu kirletmektedir. Kirlenen su, çeşitli nitelik değişimlerine uğrar ve yeni amaçlarla kullanım alanı daralır. Böylece, doğada zaten az miktarda bulunan, çok kullanım amaçlı su miktarı, giderek daha da azalmaktadır.Bu da, başta insan olmak üzere, bir çok canlı için sorun yaratmaktadır. Yeryüzünde bulunan su miktarı, su çevrimi sayesinde hep aynı kalmaktadır. Fakat Dünyanın her tarafında su miktarı aynı değildir. Almış olduğu yağış miktarına göre değişmektedir. Sulardan, daha iyi faydalanmak için barajlar yapılmaktadır. Böylece kurak geçirilebilecek günlere karşı tedbir alınmış olur.

            Barajlarda biriken sular içme,tarım,sanayi ve enerji gibi alanlarda kullanılmaktadır.Yeryüzünün 4/3’ünü kaplayan su küre, Dünya iklimi üzerinde oldukça etkilidir. Rüzgar,deniz yüzeyine estikçe beraberinde su zerreciklerini de sürükler. Bu nedenle önemli okyanus akıntıları rüzgarın yanında sıcaklık ve tuzluluk farklarında da önemli rol oynar. Soğuk su,sıcak sudan daha ağırdır. Bu soğuk su, denizin dibine iner ve alttan ekvatora doğru hareket eder. Soğuk su ekvatora gelince ısınarak buharlaşan suyun yerine geçmek için tekrar yüzeye çıkar. Bunun yanında da Dünyanın kendi etrafında dönüş şekli ve gelgit olayı,akıntıların yönü üzerinde oldukça etkilidir. Denizler ve okyanuslar, bulundukları bölgenin iklimini etkiler. Su, karaya göre geç ısınır. Suyun ısınabilmesi için daha çok sıcaklık gerekir. Dolayısıyla sıcaklığı daha uzun süre üzerinde tutabilir. Bu nedenle çevrenin iklimini etkilemiş olur.

                                                  (7)

SONUÇ

            Kirli sulardan kaynaklanan sağlık sorunlarının olmaması için suların temiz olması gerekir. İçilecek su çok iyi bir arıtmadan geçirilmelidir. İçme ve kullanma sularımız kirlilikten etkilenmeyen kaynaklardan karşılanmalıdır. Bunun içme ve kullanma sularımız yerleşim merkezlerinden uzakta olan su kaynaklarından karşılanmalıdır. Suların kirlenmesi yanlızca insanları etkilemez. Kirlenen sudan tüm canlılar etkilenir.

            Haliç ve izmir körfezinin çeşitli şekillerde kirletilmesi, çevre ve orada yaşayan canlılar için önemli bir tehlike oluşmaktadır. Sanayinin hızlı gelişmesi de su kaynanağının tüketimini etkilemektedir. Ancak ülkelerin kalkınmasında ve iş olanaklarının oluşmasında Sanayi kuruluşlarına da ihtiyaç vardır. Burada dikkat edilmesi gereken konu, suyun yeterince kullanılması ve çevrenin kirletilmemesidir.

                                                                             (8)

KAYNAKÇA

a)İlköğretim Sosyal Bilgiler 5 Kemal Kara-İbrahim Vural-Nurten Kaman

 

b)İlköğretim Fen Bilgisi 5 Celal Eren-Hayri Eden

 

c)İlköğretim Fen Bilgisi 6 Namık Kemal Özbek

d)İlköğretim Fen Bilgisi 6 Bekir Onat-Mümin Hatipoğlu

 

e)Sosyal Bilgiler 5 Güler Şenunver-Semim Kesin-Rıfat Turgut

f)Sosyal Bilgiler 4 Güler Şenunver-Dr. Ezdihar Karabulut H. Samim Kesim-Rıfat Turgut

g)Ekoloji Tübitak Yayınları Şahap Yılmaz-Şakir İlbey

 

h)Temel Ekoloji Çevre Sorunları Dr. Şevket Özdemir

 

RESİM KAYNAKÇASI

 

lköğretim Fen7 Namık Kemal ÖZBEK

 

Sabah Gazetesi 23-03-2006

Yorum Yaz