sosyal bilgiler

Norm kadro hakkında bilgi

23/7/2008 Kategori: Rehberlik |

NORM KADRO

            Norm kadro ilk defa uygulanırken öğretmenlerin hizmet puanlarına göre bir sıralama yapılır. Ve bu öğretmenler norm kadro sayısı kadarı norm kadro ile ilişkilendirilir. diğerleri de norm kadro fazlası olarak belirlenir. Bu işlemden sonra o eğitim bölgesine, okula veya koordinatör okula herhangi bir sebeple atanan öğretmen var ise branşında norm kadro fazlası isimlendirme çizelgesinin en altına geçer.müdür yardımcılarının istifası halinde de bu işlem geçerlidir puanı kaç olursa olsun norm kadro fazlası isimlendirme çizelgesinin en altında sıraya geçer.

            Kısacası norm kadro isimlendirme ve norm kadro fazlası isimlendirme çizelgeleri ilk defa yapılırken öğretmenlerin hizmet puanları göz önünde bulundurulmalıdır. Bundan sonra o okula atananlar için takvim geçerlidir. Ve sıralamanın en arkasına okula atanma tarihlerine göre sıraya geçerler .

           

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Son sınıf eğitim fakültesi öğrencilerin okul deneyimi staj rapor

22/7/2008 Kategori: Rehberlik |

ETKİNLİK 2.2

YÖNERGE VE AÇIKLAMALAR

Öğretmen    : Cengiz KUMCU

Sınıf             : XI TM A

Ders             : İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Giriş             : Ders saat 08:30’da başladı. Öğretmen birkaç dakikalık gecikmeden sonra derse girdi. Derse başlayabilmek için sınıfı uygun duruma getirmeye çalıştı. Bu işlemi yerine getirdikten sonra ön bilgileri kontrol etti.

Temel Düşünceler:

Konunun içinden bazı sorular sordu. Ön koşul öğrenmeleri kontrol etti. Kendisi konuyu sade bir şekilde anlattı. Dönütler vererek öğrencilerin konu üzerinde ne kadar yoğunlaştığını anlamaya çalıştı. Konunun öğrenildiğinden emin olduğunda sınıfa sorular yöneltmeye başladı. Bütün bunlar süregelirken konuyu daima güncel yaşamla iç içe tutmaya çalıştı.

Anlatım: Dersin geneline baktığımızda öğretmen gayet sade ve yalın bir dil kullandı. Öğretilenlerin anlaşılıp anlaşılmadığını öğrencilere sorular sorarak kontrol etti. Bütün bunları yaparken kısa ve anlaşılır cümleler kurmaya özen gösterdi.

Düşünceler: Sınıfa bazı sorulan sorarak konuyu daha da somutlaştırmaya çalıştı. İstediği cevaplar gelince tekrar sorularla derse devam etti. Yapamayan çocuklara kısmen yardımcı oldu. Direkt olarak konuyu hiçbir zaman vermedi.

Ses: Öğretmen konuyu anlatırken konunun ve öğrencilerin durumuna göre sesini yükseltip, alçalttı. Ses, hız, tonlama ve vurgu yönünden sınıfa ve konuya oldukça hakimdi.

Diğer: Sınıfı sürekli olarak dolaşıp ders disiplininin bozmamaya çaba sarf etti. Öte yandan yine de her sınıfta olduğu gibi bu sınıfta da dersi baltalamaya çalışan öğrenciler vardı. Bunları bazen sözlü olarak, bazen de mimikleriyle sindirmeye çalıştı.


ETKİNLİK 2.3

YÖNERGE VE AÇIKLAMALAR

Öğretmen    : Cengiz KUMCU

Sınıf             : XI TM A

 

Soruların Sınıftaki Öğrencilere Dağılışı:

Bütün öğrenciler kendilerine yöneltilen sorulara cevap vermeye çalıştı. Öğretmen de herkesin derse katılımı için çaba gösterdi. Soruları belli gruba (çalışkanlara-tembellere) değil tamamına yöneltti. Demokratik bir ders oldu diyebilirim.

Kız ve Erkek Öğrenciler:

Sorulara cevap verme başarısı açısından baktığımızda aralarında birbirlerine karşı bariz bir üstünlük göremedim. Ancak öğretmen önceden sivrilmiş öğrencilere pek cevap hakkı vermedi. Herhalde dersle fazla ilgilenmeyenleri derse katmak için yaptı.

Göz Teması:

Öğrenci doğru cevap verdiğinde de tebessümle karşılaştı. Ayrıca ders esnasında dersle ilgilenmeyenleri göz iletişimi sağlayan konuşmadan derse iştiraklerini sağlıyor.

Zamanlama:

Soruyu sorduğu zaman öğrenciler hemen parmak kaldırsa bile, bilemeyen öğrencileri göz önünde bulundurarak düşünme payı bırakıyor.

Pekiştirme:

Doğru cevabı aldığında “aferin oğluma, aferin kızıma” diyerek olumlu pekiştireçler veriyor. Bilinmeyen sorulara direkt müdahale hiç yapmadı. İpuçları vererek doğru cevaba doğru yöneltti. Yardım edilerek bile olsa bilinen sorulara kaşı daima “aferin, çok güzel” diyerek pekiştireç verdi.


Kullanılan Dil:

Bazen çocukların anlayamadığı sorular da oldu, fakat bunu fark ettiği anda hemen soruyu sadeleştirerek, anlaşılır hale getirerek somutlaştırarak sordu.


ETKİNLİK 2.4

YÖNERGE VE AÇIKLAMALAR

Sınıf                         : XI TM A

Ders                         : İnkılap Tarihi

Sınıf Öğretmeni      : Cengiz KUMCU

 

Dersten Önce:

Öğrenci zili çaldığında sınıfa girdim. Öğretmen zili çalmasına birkaç dakika vardı. Bu yüzden öğrenciler itişip-kakışıyor, bağırıyorlardı. Öğretmen zili çaldığında gürültü kısmen azalmaya başladı.

Derse Başlarken: Öğretmen derse girdikten sonra hemen derse başladı. Hem ders için uygun bir ortam yaratmak hem de ön bilgileri kontrol etmek için bazı sorular sordu.

Ders Sırasında: Öğretmen öğrencilere soru soracağında, tahtaya çağırdığında hep adlarıyla hitap ediyor. Talimatları yönergeleri açık ve seçik şekilde veriyordu. Öğrencilerle konuşurken göz iletişimini asla kesmiyordu. Ses tonunu sınıfa göre sürekli değiştiriyordu.

Öğretmen Sınıftaki Hareketleri:

Sıraların arasında sürekli dolaşarak sınıfın tamamının derse katılımını sağladı. Sınıfa arkasına dönmemeye özen gösterdi. Ayrıca dersle ilgilenmeyenleri sözle gerekse göz temasıyla uyardı. Öğretmen masasına hiç oturmadı.

Sorun Çıktığında: Bazı öğrenciler konuyla ilgilenmiyor, bazıları kendi aralarında konuşuyor, tartışıyor... Bunlara ilk önce sözlü müdahalede bulunuyor. Kızdığını belli etmeye çalışıyordu. Fakat bunları yaparken zamanı çok ekonomik kullanmaya çalışıyor. Dersten kopmamaya özen gösteriyor. Çizgiden çıkanları kesin bir şekilde ikaz ediyor. Yine de başarılı olmamışsa değişik cezalara başvuruyor.

Ders Bitiminde: Dersin bitimine kısa bir süre hala öğretmen sınıfın konuyu ne kadar anlayıp ne kadar anlamadığını kontrol ediyor. Bir sonraki derste neler yapılacağından bahsediyor.

Genel Değerlendirme: Öğrencilerin derse katılımı oldukça fazlaydı. Bunda öğretmenin payının büyük olduğu şüphesiz. Çünkü sınıfla çok iyi bir iletişim sağlamış, dersi ve sınıfı yönetmiştir. Sınıfın geneline baktığımda konunun anlaşılmış olduğunu görmek daha da iyiydi.


ETKİNLİK 2.5

ÖĞRENCİ ÇALIŞMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Öğretmen her gün öğrencilere soru sorar ve onlardan cevap alır, öğrencileri gözler ve onlara yardım eder. Öğrencilerle tartışır; onları gayrete getirir, yüreklendirir. Öğretmen yazılı ödev verir. Yapılan ödevleri inceler. Bazen bu ödevlere not verir. Öğretmen sınavlar yapar. Bu sınavlardan alınan notlar, öğrencilerin kayıtlarına geçer. Böylece öğretmen her gün öğrencilerin neleri yapabildiğine bakar. Buradan elde ettiği bilgilerden yararlanarak onlara yaptıracağı çalışmaları planlar.

Yazılı çalışmalara not verilmesini gerektiren pek çok neden vardır. Bunlardan bazıları:

-          Öğrencilerin yanlışlarını düzeltmek

-          Öğrenme eksikliklerini giderici önlemler için hazırlık yapmak.

-          Öğrencileri öğrenmeye güdülemek,

-          Öğrencilere, velilere ve okula, her öğrencinin sağladığı gelişmelerle ilgili bilgi vermek, öğrencinin ne kadar çaba harcadığını belirlemek.

-          Sağlanan öğretmenlik hizmetinin etkili olup, olmadığını görmek.

Sınıf            : XI TM A

Öğretmen   : Cengiz KUMCU

Yaptığım 3 haftalık gözleme göre öğrenci çalışmalarını şöyle değerlendirebilirim. Yaptığı çalışmaları sadece notları vermiyor. Bazen öğrenciye direkt pekiştireç vererek değerlendiriyor. Çalışmanın önemli amaçlarından birisi de işlenmiş bir konu pekiştirmek veya işlenecek konuya ön hazırlık yapmak için yapılıyor.

Öğrencilerin yıl içindeki durumlarını genel olarak değerlendirip ona göre not veriyor. Bunu yapmak için testlere de başvuruyor. Test yapacağı günü önceden belirliyor. Yıl sonunda kanaat notu verirken bu testleri de göz önünde bulunduruyor.

Yaptığı test çalışmalarının hiç birisini değerlendirmeden bırakmıyor. Her sorunu inceliyor. Öğrenciye bunun niye doğru ya da niye yanlış olduğunu anlatıyor. Ayrıca bu çalışmalar sayesinde çocukların genel olarak hangi konularda başarılı, hangi konularda eksik olduğunu görüyor.

Verilen ödev ve çalışmaları yapan öğrencilere pekiştireç veriyor, yapmayan öğrenciler ciddi şekilde uyarılıyor.


ETKİNLİK 2.6

DERS KİTAPLARINDAN YARARLANMA

Sınıf                         : XI TM A

Sınıf Öğretmeni      : Cengiz KUMCU

Ders                         : İnkılap Tarihi

ÇALIŞMA STRATEJİSİ

1.      EDİNİLECEK BİLGİYİ BELİRLEME

Öğretmenin Yaptığı:

-          Sınıfa konunun ne olduğunu söyledi ve kitaptan o konunun bulunmasını istedi.

-          Problem çözmenin önemi, hayatımızdaki yeri konusunda bazı ön veriler sundu.

Öğrencinin Yaptığı:

-          Öğrenciler kitaplarında belirtilen sayfadaki problemleri açtı.

-          Öğretmen problemin günlük hayatımızdaki yeri konusundaki konuşmasını dinlediler.

Takip İşlemi:

Öğrenciler cevabı öğretmenleri ile tartışarak bulmaya çalışıyorlardı.

2.      BİLGİYİ TABLO HALİNDE ÖZETLEME

Öğretmenin Yaptığı:

Öğretmen dikkat edilecek noktaları ve izlenmesi gereken yolları belirtir.

Öğrencinin Yaptığı:

Öğrenciler öğretmenin verdiği bilgiler ışığında problemleri nasıl çözeceğini beyinlerinde şekillendirmeye çalışırlar.

 


Takip İşlemi:

Sorunu çözme basamakları hakkında verilen bilgilerin tekrar gözden geçirilmesini öğretmen sınıftan ister. Daha sonra yapılan yanlışlıkları gidermek için sınıfa sorular yöneltir. “Arkadaşınız nerede yanlış yaptı?” gibi.

3.      BİLGİYİ ŞEMA VE ŞEKİL HALİNDE ÖZETLEME

Öğretmenin Yaptığı:

Öğretmen konuyu daha da anlaşılır hale getirmek için söylediklerini maddeler hainde tahtaya yazar.

Öğrencinin Yaptığı:

Öğrenciler tahtadaki maddeleri incelerler. Daha sonra sorunu çözmede yardımcı olarak verileri kafalarında sıralamaya koymaya çalışırlar.

Takip İşlemi:

Öğretmen yazdığı maddeler ve verdiği örneğin anlaşılıp anlaşılmadığını araştırır.

4.      VERİLEN BİLGİLERİ SIRALAMA VE DÜZENE KOYMA

Öğretmenin Yaptığı:

Öğretmen öğrencilere problem çözmede gerekli olacak verileri niçin verdiğini ve bu sıralamanın nasıl oluştuğunu anlatmaya çalışır.

Öğrencinin Yaptığı:

Öğrenci öğretmenin verdiği bu verilerin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışır. Sıralamayı kafasında canlandırır. Ayrıca problem çözümü sırasında bunları tek tek kullanmaya çalışır.

Takip İşlemi:

Verdiği bilgiler doğrultusunda problemlerin çözümü yapılıp yapılmadığını kontrol eder.

 

5.      METNİN VERİLEN KISMINI TAMAMLAYARAK BÜTÜNLÜK SAĞLAMA

Öğretmenin Yaptığı:

Öğretmen değişik kaynaklardan bulduğu soruları tahtaya yazarak daha önceki veriler ışığında soruların çözümünü ister. Bunu isterken daha önceki verdiği bilgilerin mutlaka göz önünde bulundurulmasını tekrarlar.

Öğrencinin Yaptığı:

Öğrenciler yeni karşılaştığı soruları eski bilgiler ışığında çözmeye çalışırlar.

Takip İşlemi:

Kendi buldukları sonuçla öğretmenin bulduğu sonucu karşılaştırırlar. Nerede yanlış yaptıklarını anlamaya çalışırlar.


ETKİNLİK 2.7

GRUP ÇALIŞMASI

Sınıf                         : XI TM A

Ders                         : İnkılap Tarihi

Sınıf Öğretmeni      : Cengiz KUMCU

 

1. Grup Çalışmasına Geçiş:

Öğretmen derse girince grup çalışması yapılacağını söyledi. Grupların eşit seviyede olmaları için grup üyelerini kendisi seçti.

2. Yapılması İstenen Çalışmalar:

Öncelikle grup üyelerinin kendi aralarında görev dağılımı yapmalarını istedi. Bu doğrultuda grupta başkan, sözcü ve yazıcı seçildi. İstenen çalışma grupların seviyelerine uygundu.

3. Çalışmaların İzlenmesi:

Öğretmen sürekli olarak grupların çalışmalarına yardımcı oluyordu. Öğretmen kısmi olarak öğretme, güdüleme, yardım etme ve örgütleme faaliyetlerine katılıyordu. Buradaki çalışma tamamen öğrenci merkezli idi.

4. Sorunlar:

Öğretmen bir grupla ilgilenirken diğer gruplarda kaynaşma başlıyordu. Bu yüzden bazen ders amacından uzaklaşıyordu. Öğretmen bunları bertaraf edebilmek için büyük çaba sarfetti. Gruplara yaptığı çalışmaları sorarak disiplini sağlamaya çalıştı.

5. İzleme (Takip):

Öğretmenin her bir grupta kalma süresini o gruptaki karşılaşılan sorunlar ve sorulan sorular belirledi. İlgilenilen grup pür dikkat öğretmeni dinlerken diğer gruplar sürekli kaynaşma içindeydi.

 

6.      Gruplarda İç Örgütlenme:

Grup içinde her öğrenci kendine verilen görevi kısmen yerine getirmeye çalışıyordu. Gruptaki başkan diğer grup üyelerine yapılan gerekenleri hatırlatıyordu. Fakat gruptaki herkes görevini yerine getirmiyordu. Bazı grup üyeleri çalışmaları yavaşlatıyor, hatta kesiyorlardı. Ancak bunlar öğretmenin sert tepkileriyle karşılaşıyorlardı. Grupta karşılıklı görüş almalar bazen gürültüye yol açıyordu. Bazen de gündemin dışına çıkıldığı oluyordu.

Grup çalışmaları iyi organize edildiği sürece eğitimde her zaman faydalı olur. Ancak bunu çok iyi tertip etmek gerekir. Aksi takdirde bu zaman öldürmekten öteye gidemez. Bu sınıfta yapılan grup çalışmasının amacına ulaştığına inanıyorum. Çünkü çocuklar çok istekliydiler. Her şeyden önce öğrencinin aktif duruma geçmesini sağladığı için bu tip çalışmalara sık sık yer verilmesi iyi olur.


ETKİNLİK 2.8

ÇALIŞMA YAPRAKLARININ HAZIRLANMASI VE KULLANILMASI

Öğretmen                : Cengiz KUMCU

Sınıf                         :

Ders                         : İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Konu                       : 1930-1939 Türkiye’nin Dış Politikası

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ADAY MEMURLARIN YETİŞTİRİLMELERİNE DAİR GENEL YÖNETMELİK

22/7/2008 Kategori: Rehberlik |

ADAY MEMURLARIN YETİŞTİRİLMELERİNE DAİR GENEL YÖNETMELİK

 

Bakanlar Kurulu Kararı

: 21/2/1983 - 83/6061

Resmî Gazete      

: 27.6.1983 / 18090

 

Ek ve Değişiklikler:
1) 3/3/1990 - 90/205 B.K.K.          (13.4.1990/20491    RG)
2) 19/1/1998 - 98/10566 B.K.K.    (6.2.1998/23250      RG)

 

BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

Amaç

Madde 1 - Bu yönetmelik; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 2670 sayılı Kanunla değişik 55 inci maddesine dayanılarak; aday memurların yetiştirilmesi için uygulanacak eğitim proğramlarını, eğitim sürelerini, eğitimlerde uygulanacak sınavları, sınav değerlendirme esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir.

Kapsam

Madde 2 - Bu yönetmelik hükümleri;

a. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

b. 160 sayılı Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkında Kanun kapsamına giren kurum veya kuruluşlarda (Milli İstihbarat Teşkilatı hariç) Devlet memurluğuna aday olarak atanacaklar hakkında uygulanır.

Tanımlar

Madde 3 - Bu yönetmelikte geçen;

a. Aday Memur: "İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklar için uygulanacak"
merkezi sınavı kazanarak temel,hazırlayıcı eğitim ve staj'a tabi tutulmak üzere herhangi bir kurum veya kuruluşa atananları.

b. Asli Memur: Adaylık süresi içinde Temel, Hazırlayıcı Eğitim ve Staj devrelerinin herbirinde başarılı olan ve bu süre içinde olumlu sicil alarak adaylığı kaldırılan kişileri.

c. Adaylık Süresi: Devlet kamu hizmet ve görevlerine ilk defa atananların atandıkları tarihten başlamak üzere bir yıldan az iki yıldan çok olmayan süreyi,

d. Temel Eğitim : Bütün aday memurların,asli memur olabilmeleri için tabi tutuldukları,Devlet memurlarının ortak vasıfları ile ilgili hususları kapsayan eğitimi,

e. Hazırlayıcı Eğitim : Aday memurların atandığı kurum veya kuruluşu,sınıfı ve görevi ile ilgili olarak yapılan eğitimi,

f. Staj: Aday memurlara kurum veya kuruluşlarındaki görevleri ile ilgili olarak yapılan uygulamalı eğitimi,

g. Sınav : Temel ve Hazırlayıcı Eğitim dönemleri sonunda yapılacak değerlendirmeler için bilgi seviyesini ölçme işlemini,

h. Değerlendirme: Temel ve Hazırlayıcı Eğitim dönemleri sonunda yapılacak sınavlar ile staj dönemi sonundaki bilgi seviyesini ölçme işlemini,

ifade eder.



İKİNCİ KISIM

Eğitim İle İlgili İlke ve Esaslar

İlkeler

Madde 4 - Aday memurların eğitimi ile ilgili ilkeler aşağıda belirtilmiştir.

a.Genel İlkeler;

(1) Eğitimin amacı; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına,Atatürk inkilap ve ilkelerine,Anayasada ifadesi bulunan Atatürk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacak,Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacak yurt ve vatandaş sevgisi ile dolu,güleryüzlü,yol gösterici,vatandaşlara daima yardımcı,disiplinli ve bilgili memur yetiştirmektir.

(2) Kamu görevlerinde istihdam edilecek personelin; kamu hizmetlerinin gerektirdiği bilgi ve becerileri kazanarak hizmetlerin zaman ve kaynak israfına meydan vermeden en verimli bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacak şekilde yetiştirilmeleri esastır.

(3) Eğitimleri başarı ile tamamlayamayan aday memurlar asli memurluğa atanamazlar.

(4) Temel Eğitim,Hazırlayıcı Eğitim ve Staj birbirini takip eden sıra içinde devam eder.

(5) Eğitimler aday memurların tahsil derecelerine göre düzenlenir ve yürütülür.

(6) Eğitimler kurum veya kuruluşların sorumluluğunda yapılır.

(7) Eğitim sürelerine sınavlar dahildir.

b. Temel Eğitim ile ilgili ilkeler;

(1) Temel eğitimin hedefi; Aday memurlara,Devlet memurlarının ortak vasıfları ile ilgili bilinmesi gereken, asgari bilgileri vermektir.

(2) Bu eğitim her sınıf ve kadrodaki memura ortak bir program dahilinde ve aday memurların öğrenim durumları dikkate alınarak uygulanır.

(3) Bu eğitimin süresi on günden az iki aydan çok olamaz.

c. Hazırlayıcı Eğitim ile ilgili ilkeler;

(1) Hazırlayıcı eğitimin hedefi; Aday memurların işgal ettikleri kadro ve görevleri dikkate alınarak bu görevlerin yürütülmesi için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak ve görevlerine intibakını sağlamaktır.

(2) Hazırlayıcı eğitim bir aydan az 3 aydan çok olamaz.

d. Staj ile ilgili ilkeler;

(1) Stajin hedefi; Aday memurlara hazırlayıcı eğitim döneminde verilen teorik bilgileri ve işgal ettikleri kadro ve görevleri ile ilgili diğer bilgi ve işlemleri ve kazandırılan becerileri uygulamak suretiyle tecrübe kazandırmaktır.

(2) Staj; Aday memurun görev ile ilgili olmak üzere diğer bir kurum veya kuruluşa yaptırılabilir.

(3) Staj iki aydan az olmamak kaydıyla adaylık süresi içinde tamamlanır.

Eğitim Konuları

Madde 5 - Aday memurların eğitim konuları aşağıda gösterilmiştir;

a. Temel Eğitim konuları;

(1) Atatürk ilkeleri,

(2) T.C.Anayasası,

(a) Genel Esaslar,

(b) Temel Hak ve Ödevler,

(c) Cumhuriyetin Temel Organları,

(d) Yürütme.

(3) Genel olarak Devlet teşkilatı.

(4) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu.

(a) Ödev ve sorumluluklar,

(b) Genel Haklar,

(c) Yasalar,

(d) Sicil ve disiplin işleri,

(e) Sosyal ve Mali Haklar,

(f) Amir - Memur ilişkileri,

(g) Müracaat ve şikayetler,

(h) Kılık kıyafet,

(i) Yer değiştirme,

(j) Beşeri ilişkiler.

(5) Yazışma - Dosyalama usulleri.

(6) Devlet malını koruma ve tasarruf tedbirleri.

(7) Halkla ilişkiler.

(8) Gizlilik ve gizliliğin önemi.

(9) İnkilap tarihi.

(10) Milli Güvenlik Bilgileri.

(11) Haberleşme.

(12) Türkçe Dilbilgisi Kuralları.

(13) (Ek: 19/1/1998 - 98/10566 B.K.K.) İnsan Hakları

b. Hazırlayıcı Eğitim Konuları,aday memurların kadro ve görevleri dikkate alınarak;

1) Kurum ve kuruluşun;

(a) Tanıtılması,

(b) Görevleri,

(c) Teşkilatı.

(d) İlgili mevzuatı,

(e) Diğer kurumlarla ilişkileri,

(2) Aday memurun görevi ile ilgili hususlar,

(3) Kurum veya kuruluşun uygun göreceği diğer konular,

c. Staj Dönemi Konuları; ilgili kurum veya kuruluşlarca belirlenir.

Eğitim Programları

Madde 6 - Eğitim proğramlarını hazırlayacak kurum veya kuruluşlar aşağıda
belirtilmiştir.

a. Temel Eğitim proğramları;

Beşinci maddede belirlenmiş olan konuları kapsayacak şekilde Başbakanlık Devlet Personel Dairesi Başkanlığı koordinatörlüğünde oluşturulacak Temel Eğitim Kurulu tarafından,

(1) İlkokul - Ortaokul,

(2) Lise ve dengi okullar,

(3) Yükseköğretim kurumları mezunları seviyesine göre ayrı,ayrı hazırlanır.

b. Kurum veya kuruluşlar,temel eğitim proğramlarında yer alan aşağıdaki konuların sürelerinde kısaltma yapamazlar.

(1) Atatürk İlkeleri,

(2) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

(3) İnkilap Tarihi,

(4) Milli Güvenlik Bilgileri,

c. Hazırlayıcı Eğitim Proğramları, 5 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde aday memurlarına eğitim yaptıran kurum veya kuruluşlarınca ayrı ayrı hazırlanır.

d.Staj Proğramları,kurum veya kuruluşlarınca hazırlanır.

Programların Dağıtımı

Madde 7 - Altıncı maddede belirtilen kurul tarafından hazırlanan temel eğitim proğramları ilgili kurum veya kuruluşca Başbakanlık Devlet Personel Dairesinden temin edilir.

Hazırlayıcı Eğitim ve Staj proğramları ilgili kurum veya kuruluşlarca dağıtılır.

Eğitim Yapılması

Madde 8 - Temel Eğitim,Başbakanlık Devlet Personel Dairesi tarafından belirlenen proğramlar çerçevesinde,Hazırlayıcı Eğitim ve Stajlar kurum veya kuruluşlarınca hazırlanan proğramlar çerçevesinde Eğitim ve Sınav Yürütme Komisyonlarınca yaptırılır.

Her kurum veya kuruluş hazırlayıcı eğitim ve staj proğramlarını,bu eğitimlerin başlangıç ve bitim tarihlerini,yerini,eğitime katılacakların sayısını,eğitimlerin başlamasıyla birlikte Başbakanlık Devlet Personel Dairesine bildirirler.

 

ÜÇÜNCÜ KISIM

Sınavlara İlişkin Esaslar

Sınav Sorularının Hazırlanması

Madde 9 - Sınav soruları aşağıda belirtilen şekilde hazırlanır;

a.Temel Eğitim; Bu eğitim sonunda yapılacak sınavlarda sorulacak sorular 18 nci maddede belirtilen kurul tarafından,soruların eğitime tabi tutulacak aday memurlara önceden verileceği dikkate alınarak, 5 nci maddede tesbit edilen konuları kapsayacak ve eğitim proğramlarında her konu için tesbit edilecek zamanlarla orantılı olacak şekilde en az 100 adet hazırlanır.

Kurum ve kuruluşlar bu eğitimle ilgili sınav sorularını eğitim proğramları ile birlikte Başbakanlık Devlet Personel Dairesinden temin ederler.

b.Hazırlayıcı eğitim ve stajlarla ilgili sınav soruları ilgili kurum veya kuruluşlarca hazırlanır.

Sınavlar

Madde 10 - Sınavlar; test,uzun cevaplı veya uygulamalı şekilde yapılır.Bun-
lardan biri veya birkaçı da uygulanabilir.

a.Sınavlarda köşesi kapalı kağıt kullanılması zorunludur.

b.Sınavlar,duyurulan yer,gün ve saatte başlar.

c.Sınav soruları,salon başkanı tarafından yoklama yapılıp sınava katılmayanların tutanakla tesbit edilmesinden ve sınav kurallarının açıklanmasından sonra dağıtılır.

d.Sınav sonunda başlayışını,akışını ve bitimini,kullanılan kağıtların ve sınava giren adayların sayısını ve her adayın kullandığı kağıt adedini gösteren bir tutanak düzenlenir.Bu tutanaklar salon başkanı ve enaz iki gözetmen tarafından imzalanır.

e.Eğitim dönemlerinin süreleri dikkate alınarak kurum veya kuruluşlarca temel, hazırlayıcı eğitim ve staj süreleri içinde de ara sınavlar yapılabilir.

Temel Eğitim Sınavları

Madde 11 - Bu eğitimin sonunda yapılacak sınavlarda 10 ncu madde esasları uygulanır.Ancak sınav soruları, Temel Eğitim Kurulunca belirlenen sorular arasından konuların eğitim proğramındaki ağırlıkları dikkate alınarak,her konu için ayrı ayrı olmak üzere kura usulü ile adayların huzurunda tesbit edilir.

Değerlendirme

Madde 12 - Eğitimler aşağıdaki şekilde değerlendirilir.

a.Temel ve Hazırlayıcı Eğitim;

Bu eğitimlerde sınav kağıtları eğitim ve sınav yürütme komisyonları tarafından değerlendirilir. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. 60 ve daha yukarı puan alanlar başarılı sayılır. Başarısız olan aday memurların kağıtları komisyonca bir daha okunarak değerlendirmeye tabi tutulur. Buçuklu puanlar bir üst tam puana tamamlanır.

Uzun cevaplı, yazılı ve uygulamalı sınavların kesin puanı sınavları yapmakla görevli komisyon üyelerinin verdikleri puanların aritmetik ortalaması alınarak bulunur.

b. Staj Değerlendirme Belgesi;

Staja katılanlar staj değerlendirme belgesi ile değerlendirilirler.

Kurum ve kuruluşlar bu dönemdeki aday memurlarının yazılı veya uygulamalı sınava tabi tutarakta değerlendirebilirler, bu takdirde değerlendirme bu maddenin (a) fıkrası esaslarına göre yapılır. Staj değerlendirme belgesi (Ek - 1) de gösterilmiştir.

Sınav Sonuçlarının Bildirilmesi:

Madde 13 - Sınav sonuçları sınavların yapıldığı günü takiben iki gün içinde ilan edilir. Ayrıca sonuçlar başarısız adaylara yazılı olarak tebliğ edilir.

Yazılı Sınavlara İtiraz

Madde 14 - Aday memurlar yazılı sınav sonuçlarına itiraz edebilirler. İtirazlar sınav sonuçlarının adaylara duyurulmasından başlayarak iki gün içinde dilekçe ile Eğitim ve Sınav Yürütme Komisyonu Başkanlığına yapılır. Komisyon, dilekçelere on gün içinde cevap vermek zorundadır. Yapılan bu inceleme neticesi kesindir.

Sınavlara itiraz edenlerin itirazları neticelendirilinceye kadar aday memurlar müteakip eğitime devam ettirilirler.

Sınavlara Katılmama Hali

Madde 15 - Sağlık sebepleri dışında sınavlara katılmayanlar başarısız sayılır. Sağlık sebebiyle sınava katılmayanların sınavları adaylık süresi içinde uygun bir zamanda yapılır.

Soruların açılması ve yazdırılmasından veya dağıtılmasından sonra sınav salonuna gelenlerde sınava katılmamış sayılır ve başarısız olarak değerlendirilirler.

Sınavları Geçersiz Sayılacaklar

Madde 16 - Adaylar aşağıdaki durumlarda sınavlarda başarısız sayılırlar;

a. Kopya girişiminde bulunanlar veya kopya çekenler, kopya verenler,

b. Sınav düzenine aykırı davranışlarda bulunanlar,

c. Kendi yerine başkasını sınava sokanlar, hakkında bir tutanak düzenlenerek, sınavları geçersiz sayılır ve haklarında gereken kanuni işlem yapılır.

Sınavların İptalini Gerektiren Haller

Madde 17 - Aşağıda belirtilen hallerde sınavlar Merkezi Eğitim Yönetme Kurullarınca iptal edilir.

a. Sınav sorularının çalınmış olduğunun tesbiti,

b. Soru zarflarının sınav zamanından önce açıldığının tesbiti,

c. Soruların yetkili olmayan kişilerce sınavlardan önce görülmüş olması,

Yukarıda sayılan hususlara sebep olanlar hakkında kanuni işlem yapılır.


DÖRDÜNCÜ KISIM

Eğitim ve Sınavlarla İlgili İşlemleri

Yürütecek Kurullar ve Görevleri

Temel Eğitim Kurulu

Madde 18 - Temel Eğitimle ilgili proğramların ve sınav sorularının hazırlanması maksadıyla Başbakanlık Devlet Personel Dairesi Başkanlığında bir Temel Eğitim Kurulu kurulur.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Yıl sonu gösteri gecesi planı etkinlikleri

11/6/2008 Kategori: Rehberlik |

Yıl sonu gecesi etkinlik ve konuşma metinleri yakında buradan yayınlanacaktır

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

2007-2008 eğitim öğretim yılı bu cuma bitiyor öğrencilere karnel

11/6/2008 Kategori: Rehberlik |

Bir zorlu sene  bitmek üzere.yoğun çalışma sonucunu karnede görmemize az kaldı.Okul başarısının da artık sbs ve öss gibi sınavlarda etkli oması ve her yılın ortalması alınmasında dolayı öğrenciler diğer senelere oranla bu sene okula daha fazla bir önem verdi.Yeni sisteme geçişlede birlikte öğrenciler hızlı bir araştırma içine girmilerdi proje performan gibi.Zorlu sene böğlece arkada kaldı fakat 22 haziranda ve 15 hazirnda öss ve sbs hala duruyor.Karne si kötü gelenler üzülmesin çünkü bu sistemde vamalılık ön planda ve telefisi olan bir sitem.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

E-okulda öğrenciler kendi notlarına bu sıralar bakamıyorlar.E ok

11/6/2008 Kategori: Rehberlik |

e-okul da öğrenci notlarına bakabiliyordu.E okul bu özelliği geçici olarak kapatıldı.E okulun kapatılma nedeni ise sistemin yoğunluğundan öğretmenlerin e okula not girişi yapmadaki zorlanması çünkü sistem aşırı yoğunluktan dolayı açılmayınca yetkililer e okulu öğrenilere kapattı  e okul kapatılınca rahatllama oldu ve öğretmenler e okula rahatlıkla not girişi yapmaya başladılar.Fakat ilerleyen günlerde e okul tekrar öğrencilere açılacak

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

İlköğretim okulların gezi planı dilekçe örneği ve gezi için gere

11/6/2008 Kategori: Rehberlik |

Son hafata okul gezileri için resmi evraklar istenilir bunlar gezi krokisi, arabaların evrakları ruhsat ehliyet taşıma belgesi sigartası öğrencilerin tam listesi geziye katılacak öğretmen listesi, arabalarala yapılan sözleşme, eğer arabalar taşımalı öğrenci değilse seyehat şirketine taşıma teklifi vb evraklar gerekli daha ayrıntılı bilgi için www.sosyalbilgilerci.com adresine bakabilirsiniz

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Sbs, oks, öss sınavı öncesi sınav kaygısı, stresi, heyacanını ba

7/6/2008 Kategori: Rehberlik |

Sınav kaygı ve stresi öğrenme

1- Sınav kaygısı nedir?
Kaygı, kişinin bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir uyarılmışlık durumu. Sınav kaygısı ise; sınav öncesi öğrenilen bilginin sınav sırasında kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun duygu halidir.

 

Kaygı nedir ?

Kişinin herhangi bir uyaranla karşı karşıya kaldığında yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişimlerin duygu durumudur.Kaygının öğrenme ve başarı üzerinde olumsuz etkisi vardır. Yüksek Kaygının dikkat ve öğrenmeyi parçalayıcı etkisi vardır.

2- Öğrencinin sınav kaygısı yaşamasının sebepleri nelerdir?
Aile ve çevrenin yüksek beklenti düzeyi, hedefi gözünde büyütme, başarısızlık ve sınav sonuçları hakkında saplantılı düşünceler, çalışma zamanını dağınık ve plansız kullanma, verimsiz çalışma alışkanlıkları, sınavın kötü geçeceğine inanma, sınav esnasında yanlış kodlama ve hata yapma düşüncesi, sorumlulukları erteleme, başarısız değerlendirilme korkusu, dikkati toplayamama ve aşırı heyecanlı olma korkusu.

Öğrenme nedir?

Öğrenme, kişinin yaşamını sürdürebilmesi, doyum alması için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanılması sürecidir. Duygusal ve bilimsel alanda öğrenilenlerin tümü kişinin biirikimini ( potansiyelini ) oluşturur. Öğrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanılması da performansı ortaya koyar. Başka bir deyişle performans, kişinin zihin , duygu ve davranış düzeyinde daha önceden kazanmış olduklarının belli bir durum ve belli bir zaman kesitinde eylemsel olarak ortaya konulan şeklidir.İnsan performansının belli bir alanda en iyi olduğu durum, onun o alanda varolan potansiyelinin tümünü eyleme dönüştürebildiği durumdur. Ancak, çeşitli iç ve dış etkenler nedeniyle gerçek potansiyelin performansa dönüşmesi zaman zaman güçleşir. En büyük iç etmenlerden biri yüksek kaygıdır.

3- Sınav kaygısının fiziksel ve duygusal belirtileri neler?
Fiziksel belirtileri: Karın ağrısı, bağırsak hareketlerinde değişme (ishal-kabızlık), mide şikâyetleri, kalp çarpıntısı, nefes darlığı, hızlı nefes alıp-verme, terleme, titreme, baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuz uyku, kâbus görme, aşırı uyku veya uykusuzluk, yorgunluk belirtileri, yeme alışkanlıklarında değişme(iştahsızlık veya çok yeme), organize olamama, konsantrasyon bozuklukları. Duygusal belirtileri: Sinirlilik, karamsarlık, hayal kırıklığı, korku, mutsuzluk, tedirginlik, endişe, beklentilere cevap verememeden kaynaklanan huzursuzluk.

Hiç kaygı yaşamamak mı gerekir ?

Herhangi bir alanda başarılı olabilmek için kaygı yaşamamak mı gerekir? Hayır...! Her duygu gibi kaygı da kişinin yaşamını sürdürebilmesi için ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur. Hiç kaygı yaşamadığımız durumlarda ise, yapılacak olan işi elden geldiğince iyi yapmak için içimizde bir istek oluşmadığından sonuç genellikle olumsuz olur. Ancak yaşanan kaygı çok yoğun ise, kişinin enerjisini verimli bir biçimde kullanması, dikkatini ve gücünü yapacağı işe yönlendirmesi engellenir.Kişi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erişemez.

Kaygı sırasında kişi de fizyolojik düzeyde, düşünce düzeyinde ve davranış düzeyinde değişimler oluşur.Kişide fizyolojik düzeyde şu değişimler oluşur: Kalp atışlarında hızlanma, terleme ya da üşüme, yorgunluk, solunumda güçlük, titreme, mide veya baş ağrısı, göz kararması, sık nefes alma görülür.

Kişide düşünce düzeyinde şu değişimler oluşur: Sınav durumları hakkında olumsuz düşünceler, hayaller, atıflar, imgeler, yorumlar, inaçlar vardır.

Kişide davranış düzeyinde ise kaygı yaratan durumdan  kaçma yada savaşma tepkisi görülür.Kaçma davranışı rahatlamayı sağlar, rahatlama kaçma davranışını pekiştirir ve sınav korkusu oluşur.

Sınav kaygısı nedir?

Sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir.

Sınav kaygısı endişe ve yoğun duygulanım olarak iki boyutta  ele alınabilir.

Endişe, performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentilerden oluşur.

Yoğun duygulanım, kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve bedenin olağan işleyişi dengesi dışına çıktığı mesajını veren sinyallerdir.

Sınav kaygısı yaşayanların endişe içeren cümleleri; - Bu sınavda başarılı olamam. ----Eyvah, üç gün sonra sınav var. – Bu ders beni çok zorluyor. – Konuyu bildiğim halde işlem hataları yapmak istemiyorum.  – Sınav sırasında bildiğim herşeyi, unutabilirim.

– Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım? v.b

Sınav kaygısı yaşayanların yoğun duygulanım içeren cümleleri; - Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor. – O kadar gerginim ki midem altüst olmuş durumda. – Çok perişan durumdayım. – Bu sınava gireceğim için paniğe kapıldım, elim ayağım birbirine dolaşıyor. – Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum, hiçbirşey bilmiyorum ve hatırlamıyorum. – Gözlerim kararıyor, midem bulanıyor, soğuk soğuk terliyorum.

Sınav kaygısı sınavın ilk yirmi dakikası içinde yoğun yaşanıyor, sınavın sonuna doğru belirtiler azalıyor. Kaygı yaşayan çocukların başarıları % 40 – 60 civarında kalıyor.

Araştırmalar, öğretmenlerin sınav kaygılı çocukların zeka durumlarından şüphe ettiklerini

gösteriyor.

4- Sınav kaygısıyla başa çıkmanın yolları nelerdir?
Bununla başa çıkmanın iki aşaması vardır. Birincisi sınavdan önce, sınava iyi hazırlanmış olarak girilmeli, uykusuz ve aç olunmamalı, (kolalı içecekler, çikolata, kırmızı et, baharatlı yiyecekler stresi artırdığı için bu yiyeceklerden kaçınılmalı. Bunların yerine stresi azaltan meyve, taze sebze yenilmeli.) Sınav yerine zamanından biraz önce gidilmeli, acele edilmemeli, son ana kadar ders çalışılmamalı, sınavdan önce gevşemeye çalışılmalıdır.

İkincisi sınav sırasında; kendi kendinize başaramayacağım, sorular zor olacak, bilmediğim konular çıkacak gibi iç konuşmaları asla yapmayın. Bu var olan kaygınızı paniğe dönüştürecektir. Eğer aşırı bir kaygıya kapılmışsanız bir iki dakika sınavı bırakıp düzgün nefesler alıp vererek, sınavdaki diğer insanlara bakarak yalnız olmadığınızı, herkesin heyecanlı olduğunu düşünün. Sınav başladığı an soruları dikkatlice okuyun, zamanınızı doğru ayarlayın. Rahatlamak için arada bir oturma pozisyonunuzu değiştirin, heyecanlanıp soruyu çözemediğiniz an sorunun yanına işaret koyarak o soruyu geçin. Sınavdan sizden önce çıkanları gördüğünüzde endişelenmeyin son dakikaya kadar zamanınızı kullanın.

5- Doğru nefes almak kaygının azalmasını sağlar mı ?
Evet, kaygıları azaltma yolunda en önemli adım doğru ve derin nefes almayı öğrenmektir. Aşırı kaygıdan dolayı panik yaşandığı zamanlarda kan çekilir ve vücut sıcaklığı düşer. Doğru ve derin nefes alınırsa kan, vücudun tüm noktalarına yayılır ve bu sayede kaygının şiddeti azalır.

6- Aileler sınav kaygısı yaşayan çocuklarına nasıl yardımcı olmalı?
Öncelikle öğrencinin 'Başarısız olursam aileme ne derim? Tanıdıklarım benim hakkımda ne düşünür?' gibi sorulardan arındırılması gerekir. Aileler çocuklarına sadece başarılı olduğunda değil, her zaman yanında olacağını hissettirmeli. Anne baba meslek seçiminde kendi isteğinden ziyade çocuğunun ilgi alanlarını düşünmeli.


Nefes alma tekniği
1- Sağ avucunu göbeğin hemen altına, sol elini göğsünün üstüne koy.
2- Göğsünün şiştiğini ve havayla dolduğunu hissedinceye kadar burnundan nefes al.
3- İçindeki havayı burnundan aldığın süreden iki kat daha yavaş bir şekilde ağzından dışarı ver.
Yeni bir nefes almadan iki saniye bekle ikinci ve üçüncü maddelerde yazılanları tekrarlayarak bir nefes daha alınıp verilmeli.

Kaygının kaynağı nedir?

Kaygı olumsuz bir duygudur. Duyguları kontrol etmek zordur. Duyguları ancak anlayabiliriz. Olaylar nötürdürler ve duyguları belirleyemezler. Ancak, olaya ilişkin kişilerin yaptığı  düşünceler, atıflar duyguları yaratır. Kaygı ile başa çıkabilmek için kişinin kendi zihinsel süreçleri üzerinde düşünüp, yaralayıcı olanlar üzerinde kontrol yapması  sağlanabilir. Kaygı ile başaçıkmak istenildiğinde değişiklik yapılacak bölümler buralarıdır.

 

Olay             Duygu               Te p k i

          Düşünceler                                          

Sınav                Atıflar                             Kaygı                                    Kaçmak        Savaşmak

                      İnançlar

 

“ N a s ı l   d ü ş ü r s e k,  ö y l e   d u y g u l a n ı r   v e  d a v r a n ı r ı z .”

 

Sınav kaygısı yaşayan ve yaşamayan kişiler arasında ne gibi farklar vardır?

Kaygı düzeyi normal olan kişiler sınav durumlarını, başarılarının test edileceği bir fırsat olarak değerlendirirken, kaygısı normalin üzerinde olan kişiler bu durumları bir tehdit olarak algılarlar. Sınavla ilgili durumlarda kendileriyle olumsuz bir dialog içine girerler. Gerçek dışı ve karamsar bir düşünce tarzını seçerler.Sınav öncesi ve sonrası fizyolojik durum dereceleri aynı olduğu halde, normal düzeyde kaygı yaşayan kişiler, bu uyarımı sınavda daha fazla çaba göstermeye yönelik bir ipucu  olarak algılarken, kaygısı yüksek olanlar yaşadıkları endişe yüzünden, bunu olumsuz bir durum olarak görmektedirler. Buradan da anlaşılacağı gibi, endişe faktörünün ( sınav durumuna ve sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç ve beklentiler) sınav başarısına olan etkisi, uyarılma faktörünün ( fizyolojik uyarım sinyalleri) yarattığı etkiden daha fazla ketleyicidir.Yapılan araştırmalar, sınav kaygısı yüksek kişiler için en büyük sorunun, daha önce öğrenilenleri sınav sırasında hatırlayamamak olduğunu çıkarmaktadır.Ayrıca kaygısı yüksek olan kişilerin, kaygısı düşük olanlara kıyasla ders çalışmaya daha çok zaman ayırdıkları görülmektedir. Bu bulgular da sonuçtaki düşük performansın, bu kişilerin ders çalışma sürelerindeki yetersizliğe değil, olumsuz düşüncelerinin kendilerinde yarattığı, başa çıkılamaz derecedeki kaygıya bağlanabileceğini göstermektedir.

 

 

SINAV KAYGISIYLA BAŞA ÇIKMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

 

1- Gevşeme egzersizlerini öğrenmek

2-Olumlu düşünme becerisini geliştirmek.

Gevşeme egzersizi: Davranış düzeyinde uygulanacak tekniklerin başında gevşemenin öğrenilmesi gelir. Gevşemenin öğrenilmesi bedenin kendi kendine çalışan sistemlerini kontrol etme imkanı verir. Bedeni kontrol etmek yolunda birinci adım solunumu kontrol etmek ve nefes egzersizleridir. İyi nefes burundan ağır, derin  ve sessiz alınır. İyi nefes alındığının iki katı sürede verilir. Doğru ve derin nefes alma ile oksijen tüm vücuda dağılır. Böylece stres sırasında ortaya çıkan maddeler azalır ve kaybolur. Kişi sakinleşir ve duygusal açıdan dengeli duruma gelir. Her zaman düzenli olarak yapılan nefes alıp- verme çalışmaları kaygı düzeyini düşürür.

Gevşeme egzersizlerinin amacı size vücudunuzdaki kasların gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkını göstermek  ve günlük yaşamda da nasıl gevşeyebileceğinizi öğretmektedir.Gevşeme egzersizleri ile vücudumuzdaki tüm kaslarımız  ( el, omuz, kollar, boyun, alın, kaşlar, gözler, dil ve boğaz, dudak, göğüs, mide, kalça ve bacak) üzerindeki gerginliğin, kendi kontrolümüzle gevşemesi sağlanmaktadır.

Olumlu düşünme becerisini geliştirmek: Bir olayda kaygıyı yükselten olayın kendisinin verici özelliği değil, olayı değerlendiriş biçimimizdir. Çoğunlukla stresi ve sınav kaygısını yaratan doğru ve akılcı olmayan düşünce biçimidir. Olumsuz duygu ve davranışa yol açan düşünce biçimini “ Zihinsel Düzenleme Tekniği” adı verilen bir yöntemle değiştirmek mümkündür. Bu tekniğin öğrenilmesi gerginliği azaltmak ve nispeten olumlu veya bunun mümkün olmadığı durumlarda tarafsız bir duygu geliştirmek üzere düşüncelerin kontrol altında tutulmasını sağlar.

Sınavla ilgili durumlarda kendimizle olumlu bir dialog kurmamız çok önemlidir. Sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında kendimizle ne tür cümleler ile konuştuğunuzu belirleyin.  Olumsuz cümleler yerine kendinizi rahatlatacak olumlu cümleler bulmaya çalışın. “ Bu sınavda bildiklerimi unutup, yine birbirine karıştıracağım.” İfadesi  yerine

 “ Sakin olmak, tüm gücümü sınavda iyi kullanmama yarayacak.” şeklinde bir ifade duruma daha gerçekçi bakmamızı sağlacaktır. Kendimizle olan dialoğumuzda, olumsuz ve kötümser düşünme biçimini yansıtan “ Eğer, üniversiteyi kazanamazsam, tanıdıklarım   ne düşünür.” gibi eğer ile başlayan bir cümle kulanıyorsanız bunu şöyle bir cümleyle değiştirebilirsiniz. “ Başkalarının düşüncelerinin üzerimde baskı yaratmasına izin vermemeliyim.”

            Eğer, kendi zihninizin ürettiği bu olumsuz düşüncelerin tutsağı olmaktan kurtulursanız, endişelerinizin azaldığını ve artık bedeninizden gelen sinyallerin de eskisi kadar olumsuz yorumlamadığınızı göreceksiniz.

AYGI  KAYGIDA BİR YERE KADAR

"Dayanamıyorum artık ” dedim sinirle. “ Sen o kadar çalış çabala sınav sırasında da bir saçmalık uğruna, aptal bir heyecan yüzünden hepsini unut. Sonra da böyle düşük puanlar alarak herkese rezil ol!”  Zor tutuyordum kendimi ağlamamak için. Anlıyormuş gibi baktı yüzüme. Kim mi? Rehber öğretmenim. Gerçekten anladı mı acaba? Yaşadığım sıkıntıyı, sınavların artık rüyalarıma girmeye başladığını, sınava girdiğimde elimin ayağımın titremesinden kalbimin gümbürtüsünden hiçbir şey yapamadığımı gerçekten anladı mı? “Anlıyorum” dedi. “Peki tüm bu yaşadıklarının bir ismi olduğunu biliyor musun?” Birden biraz olsun rahatladığımı hissettim demek ki sadece ben yaşamıyordum ki buna bir isim koyma gereği duymuşlardı. Demek ki herkesin başına gelebilirdi. Herkesin başına gelebilecek bir şeyse de bir çözüm de düşünmüşlerdi herhalde… Tüm bu düşünce akışı sırasında, sınavlarda niye böyle akıcı düşünemediğimi düşünüp kendime kızmayı da ihmal etmedim tabii ki. “Adı; Sınav Kaygısı” dedi aynı sakin ses tonuyla. “Birkaç sebepten kaynaklanıyor olabilir. Seninkinin sebebini keşfetmeye ne dersin?” “Olur” dedim heyecanla. Sebebini bulduktan sonra çözümünü de bulmak zor olmasa gerekti. “Sınav kaygısı, başkalarının düşüncelerini fazlasıyla önemsememizden kaynaklanıyor olabilir. Bütün geleceğimizi sınavın belirleyeceğini düşünüyorsak da sınav kaygısı yaşayabiliriz. Kendimizle veya yeterince hazırlanamamakla ilgili endişelerimiz de sınav kaygısına sebep olabilir tabi. Bunlardan hiç kendine yakın bulduğun, senin kaygının sebebi olabilecek biri var mı acaba?” Rehber öğretmenim, “Başkalarının düşüncelerini fazlaca önemsemekten kaynaklanıyor olabilir” dediği an yüzümden bir yanma geçmişti ve fark edilmeyecek gibi değildi. Kendime itiraf etmek ne kadar zor olsa da evet, yüksek notları kendimden çok başkalarına göstermek için istiyordum. Sonuçlar açıklandığında koşa koşa önce arkadaşlarımınkine sonra kendi notuma bakıyordum. Umduğumdan kötü aldıysam nerelerde eksiğim olduğunu değil de aileme ne diyeceğimi düşünüyordum.  Ama bunlar değişebilecek şeyler değildi  ki! Ben de böyleydim işte! Cılız bir sesle “Sanırım benimkinin sebebi ilk söylediğiniz” dedim. “Biraz da gelecek kaygısı var tabii” diye de ekledim. “Anlıyorum” dedi yine. Birkaç kırık dökük cümleyle durumu kurtarmaya çalıştım. Ailemin beklentilerinden, iyi bir liseye gidemezsem iyi bir mesleğimin olamayacağından falan bahsettim ama sesim yine kendimi inandırmaya çalışıyormuşum gibi çıkmıştı. Ben de sustum. “Elif’ çim”  dedi yine sakin bir sesle. “Hepimiz farklı özelliklerle bu dünyaya geliriz.  Gerçek dostlarımız ve ailemiz bizi bu farklı ve kendimize has özelliklerimiz için severler. Dahası hepimizin kapasitesi ve potansiyelleri farklıdır. Kendini başkalarıyla kıyaslayarak sence kendine de bir haksızlık yapmıyor musun?” Yapıyor olabilir miydim? “Gelecek kaygına gelince” diye devam etti. “Evet, kabul ediyorum sınav önemli. İyi bir lise iyi bir üniversiteye giden en kestirme yol. O da kabul. Ancak lütfen bir düşün bu senin için tek yol mu? Başka hiçbir alternatifin yok mu? Kendini bu kadar sıkmak yine sana haksızlık değil mi?” “Ben hiç böyle düşünmemiştim” dedim. Gülümsedi. Ben de gülümsedim. Biraz daha iyi hissediyordum şimdi kendimi. Odadan çıkarken aklımda sadece bir düşünce vardı; artık en büyük ve tek rakibim kendimim. Ve bu rakibi geçmek için elimden ne geliyorsa yapacağım

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Kolay ve İyi Öğrenme Teknikleri

8/5/2008 Kategori: Rehberlik |

Kolay ve İyi Öğrenme Teknikleri
Yazar : Reha Oğuz TÜRKKAN / Yayınevi : .

ÇOK HIZLI OKUMA, YABANCI DİL ÖĞRENMENİN,EN PRATİK VE HIZLI TEKNİKLERİ


I. BÖLÜM

*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz.

* “Alın teriyle kazanma” ilkesine önem verenler, ‘kolay’ denen her şeye şüpheyle bakarlar.

*’Zorlanarak öğrenilen bir şey daha çok akılda kalır’ bu, pek az durumlarda, geçerli olabilir ama, eski bir metoddur. Ezber çağından kalmadır. Ama ağır bir yükü ıkına ıkına kaldırmak yerine kaldıraç kullanıp kaldırıvermek daha iyi değil mi?

*’Kolay ve iyi anlama’ şeklinde birleştireceğimiz hedefin, ‘üstünkörülükle’ ve ‘yüzeysellikle’ ilgisi yoktur.

*’Bilgi Çağı’ ve ‘Bilgi Toplumu’ sloganları, bazı eğitimcilere eğitimin amacının bilgi vermek, bilgi aktarmak ve beynini bilgi deposu şeklinde geliyor. Bilgi bir araçtır. Şu halde mühim olan bilgiyi kullanmayı öğrenmek ve öğretmektir.

*Eğitim psikolojisinde, akla hitab eden öğrenime ‘Entellektüel/Cognitive’, hislere yönelene ise ‘Affective’ deniyor. Bu iki yönü bir arada kucaklayan eğitim en etkili olandır.

*Batı kültürü, bilgiyi bir parçadan başlayarak, tüme doğru verir, Doğu Kültürü ise tümden başlayıp, parçalara inerek verir.

*Eğitimde ilk uyarılacak psikolojik hal merak ondan sonra, gayret, biraz kaygı ve dikkat.

*Eğitim amaçları, ders konuları değişebilir ama öğretmenin rolü hep üç esas olarak kalacaktır.

1-Öğrenilecek konuyu sunmak,

2-Öğrencinin konuya ilgisini çekmek, merakını uyandırmak, sevdirmek,

3-Takviye etmek

*Öğrencinin ülküsü şu olmalı: Geçmişimiz ona anlamlı gözüksün, bu güne güven duysun ve geleceğe dönük ümit ve ülküsünün birgün gelip gerçekleşeceğine inanabilsin.

*İlk duvarsız okul uygulamasını Sokrates yaptı. Burada asıl devrimci olan husus, dersini veriş tarzıydı: Tek başına konuşmaz, sual sorardı. Küçük küçük sorular öğrencinin bilgisizliğini ortaya çıkarmak için değil, öğrencinin zihnini gıdıklamak içindir.

*Bazı yöntemleri: SPÖ

1-bir konu binlerce ufak dilimlere bölünmeli, öyle ki tek bir dilimin anlaşılması kolay olsun.

2-Bu adımlar öğrenciye eski sıralarına göre verilmemeli.

3-Her adımdan sonra öğrenci verdiği cevabın doğru olup olmadığını hemen anında öğrenmeli.

*Yazar daha sonra SPÖ’yü bilgisayar, kapalı devre televizyonu ve video ile destekliyor.

*Bilgisayar müthiş hızlı, yanlışsız ve budaladır. İnsan beyni ise bir çok hallerde, fevkalade yavaş, yanlış dolu ve zekidir. Bu iki farklı beyin evlenirse akıl almaz bir güç doğar.

*Kimine göre bilgisayar eğitim eşitsizliği doğuracaktır.

*Bilgisayarı iyi kullanan eğitim yerlerinde normal eğitim süresinden üç ay tasarruf ediliyor.

Bilgisayar ile eğitimde öğretmenin fonksiyonu yol göstericiliktir.

Eğitimde bilgisayarın yeri muhakkak olmalı. Fakat ifrattan (aşırı lakaytlıktan) tefrite (sorgulamasız sarılışa) gitmemeliyiz. Bilgisayarın da kendine göre sorunları vardır. Bu Amerika’daki okullarda kendini göstermiştir. Biz kullanırken ancak bu eksiklikleri ve zararlarını göz önünde bulundurarak kullanmalıyız.

Araştırma görevlileri Derin Orhon’la Erdem Gürgün, ‘2000’li yıllarda Türk Üniversitesi Sorunları ve Geleceği’ adlı bildirilerinde, üniversitelerin bir ülkenin aynası olduğunu belirttikten sonra ‘Aynadaki görüntü giderek bozulmaktadır’ tesbitini yapmıştır.

*I.Q. testleri Batı’da uzun yıllar kullanıldı fakat şu anda az da olsa eksikliğinin olduğunu farkettiler. Aynı zeka seviyesindeki çocuklara yapılan I.Q testlerinde dahi çevre ve küçük çaptaki uyarıların 2-3 puan farkettirdiği ortaya çıktı.

*Zeka ölçme teknikleri gittikçe gelişiyor, mesela söz yeteneği ağırlıklı zeka, mekanik ve mekan ağırlıklı zeka, hayal yeteneği ağırlıklı zeka gibi

*Yazar ‘Beyin gibi, bilgisayardan daha mükemmel olan bir organ acaba tesadüfen mi olmuştur?’ diyor ve ‘Hayır!’ diyerek, dinsiz de olsa Voltaire’nin sözünü naklediyor. ‘Yerde bir saat bulsam ve hayatımda hiç saat görememiş olsam, içini alıp o birbiriyle karmaşık fakat şaşmayan işleyişini seyrettikten sonra bu kendi kendine olmamıştır, elbette biri yapmıştır demek zorunda kalırım’ demiştir. (Yazar dinine bağlı ve Türkülüğü seven bir kişi)

*Beyinde 10 milyar ile 100 milyar arasında nöron ve 1 katrilyon irtibat noktası vardır.

*Beyin huzur halinde çok daha fazla şey öğrenir ve bu huzur halindeyken alfa elektrik akımları çıkarır.

*Öğrenciler, derin gevşemeye ve bazı yöntemlerle onlara sorulan bilgileri zihinlerine kaydetmede, kavramada, işlemede ve hatırlamada yeteneklerinin fevkalade arttığını görmüşlerdir.

*Karmaşık yöntemle gevşeme:

1-Aktif saplama: Bu talimde gözlerimizi bir noktaya saplayacağız.

2-Göz saplanmasını çözme

3-Göz kapaklarının kontrolü

Çok önemli bilgiler beynin dış zarına sevkedilir (korteks). Çok kısa hafıza Bio-elektrik akımıyla kaydedildiği, çarçabuk da (20-40 saniyede) silinip kaybolduğu farz olunur.

*Orta süre (30-40 dakika) için de kullanılan bilgiler elektrik akımının kimyevi bir işlemi olur.

*Uzun süreli bilgiler beynin belirli yerlerinde saklanır.

*Çok unutanlarda ‘acetylcholine’ maddesi eksiktir.

*Unutmamanın bir kaç pratik yolu:

1-Önce televizyonlarda reklam niteliğinde bir programda da görmüş olabileceğimiz yöntemle başlayalım.

2-Hikaye kurma

3-Şarkı Uydurma

4-İsim ya da surat, hatırlamak için kişileri bir şeylere benzetin,

5-Kıyaslama yapın

6-Bilinçli olarak o yaptığınız şey üzerinde bir kaç dakika durun.

* K. Keaton’a göre yaşlanmayı en iyi geciktirmenin çaresi, beynin mümkün olduğu kadar çalıştırılmasıdır.

* Bir kimseye bir şey öğretmenin en iyi yolu ona öğretmenlik fırsatı vermektir.

* Beyin bir gerçeği bir konuyu, bu üçgene iyi oturtabilirse iyi kavramaya başlar:

1-Yazının konusunun anlatım yapısı

2-Düzeni

3-İlişki köprüleri,



*Diğer tavsiyeler

1-Not alma

2-Bazı bilgilerden kitabın sonuna endeks yapma

3-Bazı kelimelerin altını çizme

4-Özet çıkarma

5-Özetten yararlanarak şema çıkarma

6-Konunun sonuna başına bakmadan göz atma.

7-Yoğun dikkatle okuma

8-Daha çok okuma

9-Temel fikri yakalamaya çalışma

10-Fikirlere yönelerek okuma.

*Çalışmanın ruh hali: Prof Mark Viktor Hoppenin tavsiyeleri

1-Yapılacak işleri listeleyin

2-İşe en kolay yerden başlayın

3-Sevmediğiniz bir iş üzerinde çalışıyorsanız kendinize ödül vadedin

4-İyi bildiğiniz, başarılı olduğunuz konulara ağırlık verin

5-Rahat iç açıcı ortamda çalışın

6-Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman size değer veren biriyle konuşun.



*Okullarda başarısızlığın en büyük sebebi:

1-Bulunduğu sınıfta olmaması gereken çocukların o sınıfta öğrenim görmemesi

2-Gözlük eksikliğinin farkedilmeyişi.



*Başarısızlığı başarıya çevirmek için anne babalara tavsiyeler:

1-Çocuğun duygusal sorunlarına yakınlık gösterin

2-Çocuğun okul sorunlarına, ev ödevlerine ilgi gösterin

3-Ödevlerin yapılmasında zamanın tanziminde ona yardımcı olun.

4-Okulda gösterdiği çabaları övgüyle karşılayın.

5-Ödevlerini yapma yükümlülüğünün ona ait olduğunu hatırlatın.

6-Çocuğun elde ettiği sonuç kötü ve elinden gelen her türlü gayreti göstermişse ondan fazlasını istemeyin.

7-Öğretmeniyle bağlantı kurun

8-Çocuğunuzun öğretmenini kötülemeyin

9-Öğretmen çocuğa karşı ana babasını yermemeli



*İleride insanlardan iş aradıkları zaman istenecek şey, düşünmeyi, fikir üretmeyi ve yaratıcı olmayı bilmeleridir.

*Meydana getirici düşünüşü köstekleyen şeylerden ikisi:

1-Hemen bir çözüme yaklaşmak

2-Sorunu çok dar şekilde tanımlamak ve alışılmış klişelerden hareket etmek



*Çocuğa fikir üretmeyi öğretmenin yolları

1-Değişik yönden soru sorma

2-Başka türlü yapmanın yollarını araştırtmak

3-Oyun ve kelimeler kullanmak

4-Başkalarının görüşünü dinlemeyi öğretmek

*Maneviyat eğitiminin baş sorumluları ailelerdir.

*Çocuklarımızın Direniş gücünü artırmalıyız.

1-Çocuğu dinleyin,

2-Kokularına, tedirginliklerine yardımcı olun,

3-Egzersizler yapın,

4-Kendine güvenini artırın,

5-Olumlu grup seçmeyi öğretin,

6-Gerekirse veto hakkınızı kullanın,



*Meslek seçerken hangi mesleğe uygunuz:

Çocuğun eğilimlerini tespit etmek için üç açıdan yaklaşın:

1-Özel ilgi alanları

2-Okulda başarı çizgileri

3-Belirgin karakter özellikleri

II. BÖLÜM: GERÇEK VE GERÇEKÇİ ÇOK HIZLI OKUMA

*Talimden önceki hızını, talimden sonra 3-4-5 katına çıkarabilir. Bu, kişinin özel yeteneğine bağlıdır. Göz gezdirme ile okumada 2000-3000 kelime metinden bir dakika içinde epey şeyler anlarsınız ve bu da bir gerçekçi beklentidir. Çok hızlı okuma ile ortalama dakikada 800-900 kelimeye ulaşılabilir.

*ÇHO (Çok Hızlı Okuma, İkinci Dünya Savaşı’nda uçakların amblemlerini okumayla başladı.

*Gözün, vücudun herhangi bir uzvu gibi, egzersiz gördükçe daha etkili olmaya başladığı ispat edilmiştir.

*ÇHO’nın iki gelişme çizgisini görüyoruz:

1-Göz, talimle, gitgide daha hızlı görmeyi öğrenebilir; tıpkı halter kaldırmakla, şırnav çekmekle kol kaslarının gelişmesi gibi...

2-Göz, aynı şekilde talimle satırın 2-3 yazısını, hatta tamamını bir bakışta görmeyi öğrenebilir.

*Yavaş okuyan kişiler okuduklarını en az anlayanlardır. Durarak okunan şeylerde anlama azalır. Çünkü beyin gözden hızlıdır.



*Çok hızlı okuma eğitiminin esasları:

1-Göze daha hızlı görmeye alıştırmak

2-Bir kerede 2, 3, 4 kelimeyi birden okumayı öğretmek

3-Tamamıyla sessiz okumaya alıştırmak

4-Gereksiz geri dönüşler, tekrar okumaları önlemek

5-Anlayışı çelmeleyen düşünüş engellerini kaldırmak.

*Her şeyden önce her satırda gözünüz kaç kere duraklıyor onu ölçmelisiniz. Ona göre hızlı okuyucu veya yavaş okuyucusunuzdur.

*Denemelerde ilk önce dakika ile hızınızı ölçün. Sonra parça ile ilgili soruları çözüp yüzde kaç anladığınıza bakın



*Kötü okuma alışkanlıklarını kırmak:

1-Okurken dudak kıpırdatıyorsanız, Dişlerinizin arasına bir kalem tutuşturun.

2-Okuduğunuz kelimeyi veya cümleyi anladığınız halde bir daha okuma eğiliminiz varsa; Beyaz bir kağıt kesin, okuduğunuz kısımları bununla örtün ve okudukça kaydırın, okuduklarınızı anında kapatın.

3-Aklınız dağılıyor, okuduklarınızdaki anlamı sık sık kaçırıyorsanız birkaç satır okuduktan sonra ana fikri şöyle bir düşünün

4-Satırları bulanık görüyorsanız: Bir göz doktoruna muayene olun.

*Gözün beyindeki merkezi hem hızlı, hemde çok beceriklidir. Öyle ki kelimelerin kopuk kısmını bile görse çok kere tamamını keşfeder. Saniyenin yüzde bir kadar bir hızla bir işaretin veya kelimenin ‘siluetini’ tanır, ne olduğunu da çıkarır.

Egzersizler:

1-Okurken, kelimelerin tam üstüne bakarak okumayın Az altına bakın ve satırı hep o hizada okuyun.

2-Hem satırların altına doğru bakın, hem de gözünüzü bir kaç kelimeyi birden görmeye alıştırın.

3-Tam sahife değil de, bir sütun bulun, satırlardaki ilk ve son kelimelerin altını çizin veya yuvarlak içine alın ve gözünüzü bir baştakine bir de sondakine baktırarak okuyun, aradaki kelimeleri görmeye çalışın.

4-Bu sefer tam aksine satırların ilk ve son kelimelerine bakmadan satırdan satıra geçin.

5-Bu denemeden sonra bir satırda 2-3 kelimeyle esaslı talime geçin. Her 2 veya 3 kelimenin birini çembere alın, gözünüzü sadece bu çemberlere yönelterek okuyun.

6-Sahifeleri sütunları 2 ye veya 3’e yukardan aşağı bölün ve belirli bir ritm izleyin

*Göz gezdirme ile okumada önce ana temayı bir bakışta ayrıntılardan ayırmalısınız. Hemen hemen her yazıda üç önemli unsur vardır:

1-Konu veya sorun

2-Sebepler

3-Çözümler-sonuçlar,

*Her yazı göz gezdirme ile okunmaz bazı yazıların her kelimesinin okunması icab eder.

III. BÖLÜM

YABANCI DİL ÖĞRENME VE İLERLETME

*Çocuğunuza küçük yaşta dil öğretmenin yollarını arayın

*İlk başta ön hazırlıkla başlayın. Bu da bazı önemli belirlemeleri ezberlemekten geçer:

İlk başta dilin mef’ulleri olan kelimeleri ezberleyin sonra konuşmalarda en çok kullanılan kelimeleri ezberleyin.

Gramer çalışın.

*Metodlar:

1-Çok örnek görmek mühim bir unsurdur.

2-Kulaktan dinleme

3-Koroyla doğru telaffuz ve konuşmalı öğrenme

4-Rol oynama

5-Sorularla programlı öğrenim (S.P.Ö)

*Uykunun hafif dalma sürecinde olan bir kimseye bir konu tekrar tekrar anlatılırsa, o kişinin, uyandığında o konuyu öğrenmesi kolaylaşıyor.

*İlerletme hususunda bazı tavsiyeler:

1-O dilde kitap ve gazete okumak

2-Yabancılarla sohbet etmek

3-Yolda giderken gördüklerinizin o dildeki karşılığını hatırlayıp düşünmek

4-Alt yazılı yabancı filmleri kaçırmamak.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |