sosyal bilgiler

ATATÜRK'ÜN AŞADIĞI ANILAR.iLGİNÇ ANILARI ANEKTODLARI, DERS V

24/5/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

Atatürk'ün Anıları

1.Atatürk'ün) En sevdiği hikayelerdir. Arada kendi anlatır, arada baskasna anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY)
Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormus:
"Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?"
Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu."
Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"
Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor.
"Eşekliğinden."
Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.
Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.
Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor:
"Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini icer?"
Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor:
"Rakıyı kumandanım!"
Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip:
"Aman beyler! Neden diye sormayın!"




2.ATATÜRK’Ü AĞLATAN OLAY
(alıntıdır)
“Ben İnsan Değil miyim?”

Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

“Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

“Emret Paşam”.

Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

“Uyku tutturamadım da Paşam”

“Annemden bir haber var mı?”

“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”

“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

“Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”

Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

“Millet sağ olsun.”

Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

İşte ben bunun için:

‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.


3.Atatürk Duygusuz Bir İnsandı Diyenlere İthaf Olunur"

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

- Merhaba dedi.

- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,

- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?

Paşa gülümsedi.

- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin
malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip
nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.

- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç
bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana
bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum
gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi
Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü
sertleşti.

- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim
vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını
onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi
istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen
efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı
bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok
duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm,
benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum
anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni
buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi
de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul
gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın
ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket
çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e
uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana
hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.

Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;

"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."




4.Kıbrıs'ı verelim de kurtulalım diyenlere Atatürk'ten bir anı:

Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: '' Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.'' der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:'' Paşa İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve '' Biz hazırız Paşam. '' diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: '' Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay'ı gelip alabilirler.

Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ ve ATATÜRK2ÜN BİLİNMEYEN YÖNMERİ

24/5/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ

Atatürkçülük, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan, toplum hayatına yön veren gerçekçi ve millî bir sistemdir. İlerlemeye ve yenileşmeye açıktır. Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır. Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasî kurumlar kurarak modern toplum olma demektir.

Atatürkçülüğün temelinde millî kültür vardır. Millî kültür, millî bir dünya görüşü olmasına rağmen evrensel özellikler de taşır. Atatürk'ün yapmış olduğu kurtuluş mücadelesi mazlum milletlerin kurtuluş ümidi olmuştur. Atatürkçülük, hiçbir milleti sömürmeyi ve bağımsızlığını ortadan kaldırmayı amaçlamamıştır. Tüm insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını hedeflemiştir. Atatürk'ün başlattığı bağımsızlık mücadelesi ile birlikte diğer sömürge milletler de Atatürk'ün önderliğinde verilen Türk bağımsızlık savaşını örnek almışlardır.

Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler, birbirini tamamlayan bütünün parçaları gibidir. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, ve halkçılık birbirinden ayrı düşünülemez. Cumhuriyetçilik ilkesi, Atatürk'ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturan millî egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur. Atatürk milliyetçiliği, hürriyet ve insan şahsiyetine değer veren eşitlik fikrine dayanır. Halkçılık ise milliyetçilik fikrinin bir sonucu olarak bütün fertlerin eşit hak, yetki ve sorumluluklara sahip olmasını öngörür. Ayrı ayrı ele alınırlarsa tam olarak anlaşılmazlar. Lâiklik, modern toplum düzeninin oluşmasını sağlayan en önemli ilkedir. İnkılâpçılık bunların toplumda yaygınlaştırılıp kökleşmesini sağlar.

Çağdaş medeniyet düzeyine ulaşmayı amaçlayan Atatürkçü Düşünce Sistemi, akılcı ve bilimcidir. Ülke bütünlüğünün korunması için millî birlik ve beraberliğe önem verir. İnsan hak ve hürriyetlerine saygılıdır. Atatürk'ün "her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir" sözü bunu çok güzel açıklar. Dünyadaki milletlerin mutluluğu birbirlerinin haklarına saygılı olmaları ile mümkündür. Dünya barışı ancak bu şekilde korunur.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Atatürk'ün hayatı video

7/5/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Atatürk'ün kronolojisi

7/5/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

Atatürk Kronolojisi

1881 Atatürk'ün Selânik'te doğumu.

1886 Atatürk'ün ilk öğrenimine başlaması (Kısa bir süre mahalle mektebine devam etmiş, daha sonra çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Okulu'na geçerek ilkokulu burada bitirmiştir.)

1888 Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin ölümü.

1893 Atatürk'ün Selânik Askerî Rüştiyesi'ne girişi (Atatürk kısa bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne gitmişse de öğrenimine daha sonra Askerî Rüştiye'de devam etmiş ve okulu 1896 yılında bitirmiştir. Bu okulda matematik öğretmeni. Mustafa Efendi, genç öğrencisi Mustafa'nın adının sonuna "Kemal" ismini ilâve etmiştir.) Atatürk'ün Manastır Askerî İdadisi'ne girişi ( 1899 yılında bitirmiştir) Atatürk'ün Manastır Askerî İdadisi'ni bitirerek İstanbul'da Harp Okulu'nun piyade sınıfına yazılışı, Atatürk'ün teğmen rütbesiyle Harp Okulu'nu bitirişi ve öğrenimine Harp Akademisi'nde devam etmesi.

1903 Atatürk'ün üsteğmen oluşu.

11 Ocak 1905 Atatürk'ün Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisi'nden mezun oluşu.

5 Şubat 1905 Atatürk'ün -kurmaylık stajı için- Şam'da 5. Ordu emrine atanması.

10 Şubat 1905 Atatürk'ün Şam'a gitmek üzere İstanbul'dan hareketi.

Ekim 1906 Atatürk'ün Şam'da bazı arkadaşları ile gizli olarak "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"ni kuruşu.

20 Haziran 1907 Atatürk'ün kolağası (kıdemli yüzbaşı) oluşu.

13 Ekim 1907 Atatürk'ün Şam'dan, merkezi Manastır' da bulunan 3. Ordu Karargâhı'na atanması (Bu karargâhın Selânik'teki şubesinde çalıştırılmıştır. )

23 Şubat 1908 Atatürk'ün General Litzmann'dan çevirdiği "Takımın Muharebe Talimi" adlı -askerî eğitimle ilgili- kitabın Selânik'te yayımlanması.

22 Haziran 1908 Atatürk'e, 3. Ordu Kararğâhı'ndaki görevinin yanısıra Üsküp-Selânik arasındaki demiryolu müfettişliği görevinin de verilmesi.

23 Temmuz 1908 İkinci Meşrutiyet'in ilânı.

13 Ocak 1909 Atatürk'ün Üçüncü Ordu Selânik Redif Tümeni Kurmay Başkanlığı'na getirilişi.

3 Nisan1909 İstanbul'da İkinci Meşrutiyet'e karşı -avcı taburlarının ayaklanmasıyla- büyük isyan çıkması (31 Mart İsyanı)

15/16 Nisan 1909 Atatürk'ün Hareket Ordusuyla beraber -bu orduriun Kurmay Başkanı olarak- Selânik'ten İstanbul'a hareketi.

19 Nisan 1909 Atatürk'ün Hareket Ordusu'yla beraber İstanbul'a gelişi.

16 Mayıs 1909 Atatürk'ün 31 Mart olayının bastırılmasından sonra tekrar Selânik'e dönüşü.

30 Ağustos 1909 Atatürk'ün -kolağası rütbesiyle- Cumalı Karargâhı'ndaki askerî manevra'ya katılışı.

8 Eylül 1909 Cumalı Karargâhı'ndaki askerî manevranın sona erişi ve Atatürk'ün Cumalı'den ayrılışı.

22 Eylül1909 Selânik'te "İttihat ve Terakki Büyük Kongresi"nin toplanışı (Atatürk, bu kongrede bir konuşma yaparak ordunun siyasetten çekilmesi gereğini savunmuştur.)

5 Kasım 1909 Atatürk'ün -Selânik Redif Tümeni Kurmay Başkanlığından- tekrar Üçüncü Ordu Karargâhı'na atanması.

1909 Atatürk'ün "Cumalı Ordugâhı" adlı kitabının Selânik'te yayımlanması (Bu küçük kitap, 30 Ağustos-8 Eylül 1909 arasında Cumalı Kararaâhı'nda yapılan askerî manevra esasında tutulan not ve krokilerden oluşmuştur.)

6 Eylül 1910 Atatürk'ün Ücüncü Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı'na atanması.

Eylül 1910 Atatürk'ün orduyu temsilen, Pikardi manevralarını izlemek amacıyla Fransa'ya gönderilişi.

1 Kasım 1910 Atatürk'ün Ücüncü Ordu Subay Talimgâhı Komutanlığı'ndan tekrar Üçüncü Ordu Karargâhı'na atanması.

15 Ocak 1911 Atatürk'ün, 5. Kolordu Karargâhı'nda, daha sonra yine Selânik'te bulunan 38. Piyade Alayı'nda görevlendirilmesi.

Mart 1911 Atatürk'ün Arnaveıtluk'ta çıkan isyanı bastırmak üzere düzenlenen harekâtta Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın yanında görev alışı.

19 Nisan 1911 Atatürk'ün 5. Kolordu'nun Selânik-Kılkış arasında yaptığı manevralara -kolağası rütbesiyle- katılması (Manevra 20 Nisan 1911 akşamı sona ermiştir.)

14 Eylül 1911 Atatürk'ün, Selânik'te 38. Piyade Alay, Kumandanlığı'ndaki görevinden alınarak İstanbul'da Genelkurmay I. Şube'de bir göreve atanması.

29 Eylül 1911 İtalyanların Trablusgarp'ta Osmanlı Devleti'ne harp ilânı

5 Ekim 1911 İtalyanların Trablusgarp'a saldırıya geçmesi Atatürk'ün, Trablusgarp'a gönüllü gitmek üzere -Gâzeteci Mustafa Şerif kimliği ile- bir kısım arkadaşlarıyla beraber İstanbul'dan ayrılışı (İskenderiye üzerinden Trablusgarp'a geçmiştir.)

27 Kasım 1911 Atatürk'ün binbaşılığa terfi edişi

8 Aralık 1911 Atatürk ve arkadaşlarının Bingazi'ye gelişi (Atatürk, burada Tobruk Bölgesi komutanı Ethem Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak göreve başlamıştır.)

19 Aralık 1911 Atatürk'ün -Ethem Paşa'nın yerine- Tobruk Bölgesi Komutanlığı'na getirilişi

30 Aralık 1911 Atatürk'ün Derne'ye gelişi ve Derne doğusundaki Şark Gönüllüleri Komutanlığı' nı üzerine alışı.

l9-l l Atatürk'ün, "Tâbiye Tatbikat Seyahatı" adlı kitabının Selânik'te yayımlanması (Bu küçük kitap, 5. Kolordu'nun 19-20 Nisan 1911 günleri yaptığı ve Atatürk'ün de kolağası rütbesiyle katıldığı bir askeri tatbikatın not ve krokilerinden oluşmuştur.)

12 Mart 19l2 Atatürk'ün Deme Komutanlığı'na atanması

1912 Karadağ'ın harp ilânı ile Balkan Harbi'nin başlaması

24 Ekim l912 Atatürk'ün Trablusgarp'tan İstanbul'a hareketi

25 Kasım 1912 Atatürk'ün Gelibolu'da bulunan Bahr-i , Sefîd (Akdeniz) Boğazı Kuvay-ı Mürettebesi Komutanlığı Harekât Şubesi Müdürlüğü'ne atanması

1 Aralık 1912 Atatürk'ün İstanbul'dan Bolayır'a hareketi

1912 Atatürk'ün, General Litzmann'dan çevirdiği "Bölüğün Muharebe Talimi" adlı -askerî eğitimle ilgili- kitabın İstanbul'da yayımlanması

27 Ekim 1913 Atatürk'ün Sofya Ataşemiliterliğine atanması

20 Kasım 1913 Atatürk'ün Sofya'ya gelişi.

11 Ocak 1914 Atatürk'e, Sofya Ataşemiliterliğine ilâveten Belgrat ve Çetine Ataşemiliterliklerini de yürütme görevi verilmesi.

1 Mart 1914 Atatürk'ün yarbaylığa terfi edişi.

Mayıs 1914 Atatürk'ün, Nuri (Conker)'in "Zâbit ve Kumandan" adlı,konferanslardan oluşan eseri üzerine, -onunla sohbet şeklinde "Zâbit ve Kumandanla Hasbihal" adlı kitabını yazması (Bu kitap, bir süre gecikme ile 1918 Aralık ayında İstanbul'da yayımlanmıştır.

1 Ağustos 1914 Almanya'nın Rusya'ya harp ilânı ile I. Dünya Savaşı'nın başlaması.

29 Ekim 1914 Osmanlı. Devleti'nin, I. Dünya Savaşı'na girişi.

20 Ocak 1915 Atatürk'ün, Tekirdağ'da teşkil edilecek 19. Tümen Komutanlığı'na atanması.

2 Şubat 1915 Atatürk'ün Tekirdağ'a gelişi ve 19. Tüme- ni kurma çalışmalarına başlaması.

25 Şubat 1915 Tekirdağ'daki 19. Tümen Komutanlığı'nın Maydos (Eceabat)'a nakli ve Atatürk'ün 19. Tümen Komutanlığı üzerinde olmak üzere Maydos Bölgesi Komutaııı olarak görevini sürdürmesi.

18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı'nı geçmeye teşebbüs eden İngiliz donanmasının, ağır zayiat vererek başan kazanamaması.

23 Mart 1915 Gelibolu'da 5. Ordu'nun kurulması kararı ve komutanlığına Alman Generali Liman von Sanders'in atanması (26 Mart 1915 günü Gelibolu'ya gelmiştir.)

18 Nisan 1915 Atatürk'ün komutasındaki 19. Tümenin, 5. Ordu'nun genel ihtiyatını oluşturmak üzere Bigalı'ye gönderilişi.

25 Nisan 1915 Çanakkale'de İngilizlerin Seddülbahir ve Arıbumu bölgesinde çıkarma hareketine başlaması; Bigali'den gelen Atatürk komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzu ile geri çekilmeye mecbur edilişi (Düşman çıkarması 26 ve 27 Nisan günleri de devam etmiş; ancak Atatürk komutasındaki askerlerimizin kahramanca savunması karşısında başarısız kalmıştır.)

1 Haziran 1915 Atatürk'ün albaylığa terfi edişi.

15 Temmuz 1915 Atatürk'e Harp Madalyası verilişi.

6 Ağustos 1915 Düşmanın Çanakkale'de takviyeli kuvvetlerle yeni bir taarruzu (Bu taarruz, 7 Ağustos 1915 günü de devam etmiş, ancak Atatürk'ün aldığı önlemler sayesinde gelişme imkânı bulamamıştır. )

Düşmanın akşam Anafartalar bölgesine asker çıkararak bu bölgeden de ilerleme girişimi.

8 Ağustos 1915 Atatürk'ün -General Liman von Sanders' in emri ile- "Anafartalar Grubu Komutanlığı"na getirilişi.

9 Ağustos 1915 Atatürk komutasındaki kuvvetlerin, Anafartalar bölgesinde İngilizlere taarruzu; düşmanın tekrar çıkarma yaptığı kıyılara itilmesi.

10 Ağustos 1915 Atatürk komutasındaki kuvvetlerin, Conk· bayırı'nda İngilizlere taarruzu ve düşmanın ilerlemesine imkân verilmemesi (Bugünkü muharebeler esnasında Atatürk'ün kalbini hedef alan bir kurşun, göğüs cebindeki. saate çaıpıp geri döndüğünden, kendisi mutlak bir ölümden kurtuldu.)

1 Eylül 1915 Atatürk'e, Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndaki üstün başanlan sebebiyle "Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası" verilişi.

10 Aralık 1915 Atatürk'ün,"Anafartalar Grubu Komutanlığı"ndan istifası (Bu istifa,5.0rdu Komutanı General Limon von Sanders tarafından kabul edilmemiş, kendisi izinli olarak İstanbul'a dönmüştür.)

19/20 Aralık 1915 İngilizlerin gece Çanakkale'yi tâhliye etmeleri.

17 Ocak 1916 Atatürk'e,"Anafartalar Grubu Komutanlığı"ndaki üstün başarıları sebebiyle "Muharebe Altın Liyakat Madalyası" verilişi.

27 Ocak 1916 Atatürk'ün, karargâhı Edirne'de bulunan 16. Kolordu Komutanlığı'na atanması (Edirne'deki bu kolordu, Kafkas Cephesinin önem kazanması üzerine bir süre sonra aynı adla Diyarbakır'a nakledilmiştir.)

11 Mart 1916 Atatürk'ün, Karargâhı Diyarbakır'a nakledilmesi kararlaştırılan 16. Kolordu Komutanlığına atanması (Başkomutan Vekili Enver Paşa, bugün Atatürk'e telgraf çekerek Kolordu Karargâhıyla Resülayn (Ceylanpınar) üzerinden hemen Diyarbakır'a hareket etmesini istemiştir.)

12 Mart 1916 Atatürk'ün,-16. Kolordu'nurı Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılması üzerine- Edirne'den İstanbul'a hareketi.

16 Mart 1916 Atatürk'ün, Diyarbakır'daki görevine gitmek üzere İstanbul'dan ayrılışı.

26 Mart 1916 Atatürk'ün Diyarbakır'a gelerek 16. Kolordunun komutasını üzerine alması.

1 Nisan 1916 Atatürk'ün mirliva (tuğgeneral)'lığa terfi edişi.

Haziran 1916 16. Kolordu Karargâhı'nın Diyarbakır'dan Silvan'a nakledilmesi.

3 Ağustos 1916 Atatürk komutasındaki kuvvetlerin Bitlis ve Muş yönünde taarruza geçişi.

8 Ağustos 1916 Atatürk komutasındaki kuvvetlerin sabah Muş'u, akşam Bitlis'i düşman işgalinden kurtarışı.

13 Aralık 1916 Atatürk'ün, -Ahmet İzzet Paşa'nın izinli olarak kısa bir süre İstanbul'a gitmesi üzerine - vekâleten karargâhı Diyarbakır'da bulunan 2. Ordu Komutanlığı'na atanması.

16 Aralık 1916 Atatürk'ün, Silvan'dan hareketle Sekerat' ta 2. Ordu Karargâhı`na gelerek Komutan Vekilliği görevini üzerine alışı.

3 Ocak 1917 Atatürk'ün, -Ahmet İzzet Paşa'nın izinden dönüşü üzerine- Sekerat'ta 2. Ordu Komutan Vekilliği'nden aynlarak Silvan'a dönüşü.

14 Şubat 1917 Atatürk'ün Hicaz Kuvve-i Seferiyesi Komutanlığı'na atanması.

21 Şubat 1917 Atatürk'ün Şam'a gitmek üzere Diyarbakır'dan ayrılışı.

5 Mart l917 Atatürk'ün Şam'a gelişi ve Sina Cephesini teftişi.

5 Mart 19l7 Atatürk'ün Diyarbakır'daki 2. Ordu'ya vekâleten Komutan atanması.

11 Mart 1917 Atatürk'ün 2. Ordu Komutan Vekili olarak Şam'dan Diyarbakır'a donüşü

16 Mart 1917 Atatürk'ün 2. Orduya asaleten komutan atanması

14 Mayıs 1917 Atatürk'ün Muş'un ikici defa düşman işgalinden kurtarışı (Muş, 8 Ağustos 1916 da kurtarılmış ise de 25 Ağustos 1916 da tekrar Rusların eline düşmüştü.)

5 Temmuz 1917 Atatürk'ün, General Falkenhein'in komutasındaki Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na bağlı olarak Halep'te oluşturulması kararlagtırılan Yedinci Ordu Komutanlığı'na atanması.

Temmuz 1917 Atatürk'ün Diyarbakır'dan İstanbul'a hareketi (7.0rdu Karargâhı'nı oluşturmak üzere Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından İstanbul'a çağrılmıştır.)

Temmuz 1917 Atatürk'ün Diyarbakır'dan İstanbul'a gelişi

15 Ağustos 1917 Atatürk'ün İstanbul'dan Halep'e hareketi (7.0rdu Karargâhı Halep'in Aziziye mevkiinde idi.)

20 Eylül 1917 Atatürk'ün, Halep'ten -genel durum değerlendirmesi ve General Falkenhein ile anlaşmazlığına dair- Sadrazam ve Dahiliye Nazırı Talât Paşa ile Başkomutan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa'ya raporu

Ekim Başı l917 Atatürk'ün, -Yıldırım Orduları Komutanı General Falkenhein'le anlaşmazlık sonucu- Yedinci Ordu Komutanlığı'ndan istifa edişi

9 Ekim 1917 Atatürk'ün tekrar Diyarbakır'da bulunan 2. Ordu Komutanlığı'na atanması (Atatürk, bu atamayı kabul etmediğinden işlem yürürlülük kazanmamış, kendisi 2. Ordu Komutanı sıfatiyle izinli sayılarak Halep'ten İstanbul'a gelmiştir.)

Ekim Sonu 1917 Atatürk'ün, Halep'ten İstanbul'a dönüşü (9 ay kadar İstanbul'da kalmıştır.)

7 Kasım 1917 Atatürk'ün, İstanbul'da Genel Karargâhta görevlendirilmesi

15 Aralık 1917 Atatürk'ün, Veliaht Vahdettin Efendi'nin maiyetinde Almanya'ya gitmek üzere İstanbul'dan ayrılışı

4 Ocak l918 Atatürk'ün Almanya seyahatinden İstanbul'a dönüşü

13 Mayıs l9l8 Atatürk'ün, böbrek rahatsızlığı sebebiyle tedavi için İstanbul'dan Viyana'ya hareketi (Viyana ve Karlsbat'ta 2,5 ay kadar tedavi görmüştür.)

4 Ağustos 19l8 Atatürk'ün Viyana'dan İstanbul'a dönüşü

7 Ağustos l918 Atatürk'ün, General Falkenhein'in yerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na getirilmiş olan General Liman von Sanders'in emrindeki 7. Ordu'ya tekrar komutan atanması

15 Ağustos l918 Atatürk'ün, ikinci defa atandığı 7. Ordu Komutanlığı görevine başlamak üzere İstanbul'dan Halep'e gelişi (Halep'te bir gün kaldıktan sonra 7. Ordu Karargâhı'nın bulunduğu Nablus'a gitmiştir. )

19 Eylül 1918 İngilizlerin Halep Cephesi'nde büyük kuvvetlerle taarruza başlaması (Bu İngiliz taarruzu karşısında 8. Ordu Cephesi'nin yarılması üzerine 4 ve 7. Ordular da çekilme mecburiyetinde kalmışlardı. Atatürk komutasındaki 7. Ordu birlikleri düzenini ve savaş kudretini bozmadan Riyad'a, oradan da Halep'e çekildi.)

26 Ekim l9l8 Atatürk komutasındaki 7. Ordu kuvvetlerinin tekrar taarruza geçen düşman kuvvetlerini Halep'in kuzeyinde durdurması ve düşmanın bu hattı geçmesine imkân verilmemesi

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'nin imzalanması

31 Ekim 1918 Atatürk'ün -7.0rdu Komutanlığı da üzerinde kalmak üzere- Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'na atanması ve Katma'dan Adana'ya gelerek General Liman von Sanders'den komutanlık görevini devralması

7 Kasım 1918 Yıldırım Orduları Grubu ve 7.0rdu Komutanlıklarının kaldırılması ve Atatürk'ün Ordu Kumandanı sıfatiyle Harbiye Nezareti emrine verilmesi

10 Kasım 1918 Atatürk'ün Adana'dan trenle İstanbul'a hareketi

13 Kasım 1918 Atatürk'ün, Adana'dan İstanbul'a gelişi

Aralık 1918: Atatürk'ün,-1914 yılı Mayısında yazdığı- "Zâbit ve Kumandan İle Hasbihal" adlı kitabının İstanbul'da yayımlanması

30 Nisan 1919 Atatürk'ün 9.0rdu Kıtaatı Müfettişliği'ne atanması

16 Mayıs 1919 Atatürk'ün Anadolu'ya geçmek üzere Bandırma Vapuru i1e İstanbul'dan ayrılısı

l9 Mayıs 19l9 Atatürk'ün sabah Samsun'a çıkışı.

22 Mayıs l919 Atatürk'ün Samsun'dan Sadarete raporu:".... Millet yekvücut olup hakimiyet esasını, Türklük duygusunu hedef kabul etmiştir."

2l Haziran 1919 Atatürk'ün İstanbul'da bulunan bazı tanınmış kimselere Amasya'dan mektup göndererek Millî Mücadele'ye davet etmesi:"Artık İstanbul Anadolu'ya hâkim değil, tâbi olmak mecburiyetindedir." "Size teveccüh eden fedakârlık pek büyüktür" "Millî gaye elde edilinceye kadar âcizleri Anadolu'dan ve milletin sinesinden ayrılmayacağım ve bu noktada nihayete kadar bir millet ferdi gibi çalışacağımı millete karşı mukaddesatım namına söz verdim ve hiç bir kuvvet bu millî karara mâni olamayacaktır."

22 Haziran 1919 Atatürk'ün Amasya'dan Anadolu'da mülkî ve askerî makamlara genelgesi: "Vatanın tamamiyeti, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."

3 Temmuz 1919 Atatürk'ün Erzurum'a gelişi, halk ve asker tarafından sevgi gösterileriyle karşılanışı.

8/9 Temmuz 1919 Atatürk'ün resmî vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifası.

9 Temmuz 1919 Atatürk'ün resmî vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifasını ordu'ya, vilâyetlere ve millete duyurması: "... Bundan sonra mukaddes millî gayemiz için her türlü fedakârlıklâ çalışmak üzere sine-i millette bir ferd-i mücahit suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilân eylerim.

14 Temmuz 1919 Atatürk'ün askerlikten istifası ve Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin başına geçişinin Erzurum'da yayımlanan Albayrak Gazetesinde halka ilânı: "... Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin istifanamesi bir azim ve iman vesikasıdır. Millette, henüz eski kanın sönmemiş olduğunu gösterir muazzam delildir. Anafartalar'da, millî şerefi, tarihin bugünkü nesilden beklemekte olduğu mukaddes vazifeyi yükselten ve yücelten bu muhterem Kumandanı bugünde Millî Mücadele'nin başında görmek mesut bir görüntüdür."

23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi'nin açılışı ve Atatürk'ün Kongre'ye Başkan seçilmesi (Kongre 7 Ağustos 1919'da son bulmuştur.)

7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi'nin Heyet-i Temsiliye seçimini takiben Atatürk'ün kısa bir konuşmasıyla son bulması: "Milletimizin kurtuluş ümidi ile çırpındığı en heyecanlı bir zamanda fedakâr muhterem heyetiniz her türlü eziyetlere katlanarak burada, Erzurum'da toplandı. Hassas ve necip bir ruh ve pek sağlam bir iman ile vatan ve milletimizin kurtuluşuna ait esaslı kararlar aldı. Bilhassa bütün cihana karşı milletimizin mevcudiyetini ve birliğini gösterdi. Tarih bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir." Atâtürk'ün Heyet-i Temsiliye Reisliği'ne seçilmesi.

9 Ağustos 1919 Atatürk,ün, askerlik mesleğinden ihracına, haiz nlduğu nişanların alınmasına ve fahrî yaverlik rütbesinin kaldırılmasına dair irade-i seniye çıkması.

2 Eylül l919 Atatürk'ün Sivas'a gelişi, büyük tezahüratla karşılanması.

4 Eylül l9l9 Sivas Kongresi'nin açılışı ve Atatürk'ün Kongre'ye Başkan seçilmesi. (Kongre 11 Eylül 1919'da son bulmuştur.)

11 Eylül 1919 Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin resmen kuruluşu.

7 Ekim 1919 Atatürk'ün -Heyet-i Temsiliye adına millete beyannamesi: "En ağır tarihî şartlar altında bile millî vakarından ve herkesin hukukuna riayetteki mazisinden gelen hasletlerinden zerre kadar ayrılmamış olan milletimizin bundan sonra da aynı tarz ve harekette sabit kalacağından ve bu suretle bu mübarek topraklara sahip olmaktaki liyakat-i medeniyesini bütün cihana tasdik ettireceğinde şüphe yoktur."

20 Ekim 1919 Atatürk'ün, Rauf ve Bekir Sami Beylerle beraber Amasya'da İstanbul Hükûmeti'nin Bahriye Nazırı Salih Paşa ile görüşmelere başlaması (Amasya Mülâkatı).

7 Kasım 19l9 Atatürk'ün İstanbul'da toplanması kararlaştırılan Meclis-i Mebusan'a Erzurum'dan milletvekili seçilmesi.

27 Aralık 1919 Atatürk'ün Ankara'ya gelişi ve büyük törenle karşılanması. (Atatürk şehre girdikten sonra Vali odasında bir müddet istirahat ederek çay içmişler, daha sonra Kolordu'yu ziyaretle buradan kendisine ve arkadaşlarına tahsis edilen Ziraat Mektebi'ne gelmişlerdir.).Atatürk'ün bütün teşkilâta, Ankara'ya geldiğini ve Heyet-i Temsiliye Merkezi'nin Ankara olduğunu bildiren telgrafı.

12 Ocak 1920 İstanbul'da son "Osmanlı Meclis-i Mebusanı"nın açılması (İstanbul'un işgali üzerine 18 Mart 1920 günü son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verme kararı almış, 11 Nisan 1920'de Padişah iradesi feshedilmiştir. )

28 Ocak 1920 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın gizli toplantısında Misak-ı Millî'nin kabulü.

17 Şubat 1920 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Misak-ı Millî'nin yabancı parlamentolara ve basına bildirilme kararı.

16 Mart 1920 İtilâf Devletleri tarafından İstanbul'un fiilen işgali.Atatürk'ün İstanbul'un işgali nedeniyle millete beyannamesi: ".... Bugün, İstanbul'u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti'nin yediyüz senelik hayat ve hâkimiyetine son verildi. Yani bugün Türk milleti, medenî kabiliyetinin, hayat ve istiklâl hakkının ve bütün istikbalinin müdafaasına davet edildi."

19 Mart 1920 Atatürk'ün Ankara'da bir Meclis toplanması yolunda acele seçim yapılması için vilâyetlere, livalara ve kolordu komutanlarına genelgesi: "Ankara'da fevkalâde yetkiye malik bir Meclis, millet işlerini yönetmek ve denetlemek üzere toplanacaktır."

10 Nisan 1920 Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah'ın Anadolu'daki millî kuvvetleri kâfir ilân eden ve katlinin gerekli olacağını (!) bildiren fetvası.

16 Nisan 1920 Ankara Müftüsü Rıfat Efendi'nin, Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah'ın fetvasının dinen geçerli olamayacağını ilân eden fetvası.

23 Nisan 1920 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması.

24 Nisan 1920 Atatürk'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi ve teşekkür konuşması: ". .. Gerek askerî gerekse siyasî hayatımın bütün dönem ve safhalarını işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur."

11 Mayıs 1920 Atatürk'ün İstanbul'da Divan-ı Harp tarafından idama mahkûm edilmesi.

24 Mayıs 1920 Atatürk hakkında 11 Mayıs 1920 tarihli idam kararının Padişah tarafından tasdiki.

8 Temmuz 1920 Atatürk'ün Meclis'te konuşması: "Efendiler; memleketimizin ellide biri değil heyet-i umumiyesi tahrip edilse, heyet-i umumiyesi ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan müdafaa ile meşgul olacağız!"

10 Ağustos 1920 İstanbul Hükûmeti ile İtilâf Devletleri arasında "Sevr Antlaşması"nın imzalanması.

2/3 Aralık 1920 Ermenilerle "Gümrü Antlaşması"nın imzalanması.

5 Aralık 1920 Atatürk'ün Bilecik'te Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki İstanbul Heyeti ile görüşmesi (Bilecik mülâkatı)

10 Ocak 1921 Birinci İnönü Zaferi

ll Ocak 1921 Atatürk'ün I. İnönü Zaferi münasebetiyle Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey'e tebrik telgrafı: "... Bu muvaffakiyetin mukaddes topraklarımızı düşman istilâsından kâmilen kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah'tan diler ve bu tebrikâtın umum Batı Ordusu er ve subaylarına iletilmesini rica ederim."

1 Nisan 1921 İkinci İnönü Zaferi.Atatürk'ün Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'ya cevap telgrafı: ". Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz. İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor.Düşmanın istilâ hırsı, azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu!"

10 Mayıs l921 Atatürk'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu" Başkanı oluşu.

16 Temmuz 1921 Atatürk'ün Ankara'da toplanan ve 21 Temmuz 1921'e kadar çalışmalarına devam eden Maarif Kongresi'ni açış konuşması: ". . Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara bilhassa meycudiyeti ile, hakkı ile, birliği ile çelişen bilûmum yabancı unsurlarla mücadele lüzumunu ve milli düşünceleri tam bir imanla her mukabil fikre karşı şiddetle ve fedakârâne müdafaa zarureti telkin edilmelidir."

18 Temmuz 1921 Atatürk'ün Ankara'dan, Karacahisar'daki Batı Cephesi Karargâhı'na gelişi.Atatürk'ün Batı Cephesi Karargâhı'nda İsmet Paşa'ya direktifi: "Orduyu; Eskişehir'in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya büyük bir mesafe koymak lâzımdır ki, ordunun tanzim, tensik ve takviyesi mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya doğusuna kadar çekilmek caizdir."

5 Ağustos 1921 Atatürk'e geniş yetkiler ve üç ay süre ile Başkomutanlık tevcih eden Kanunun kabulü. : Atatürk'ün Başkomutan oluşundan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşması: "... Efendiler, zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allah'ın yardımıyıa behemehal mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inaneımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim."

23 Ağustos 1921 Yunan Ordusu'nun taarruzu ve Sakarya Meydan Muharebesi'nin başlaması (22 gün 22 gece devam etmiştir.)

26 Ağustos 1921 Başkomutan Atatürk'ün emri: "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.

13 Eylül 1921 Sakarya Meydan Muharebesi'nin sonuçlanması ve düşmanın Sakarya nehrinin doğusunda imha ile zaferin kazanılması.

19 Eylül 1921 Başkomutan Atatürk'ün "Sâkarya Muharebesi" hakkında Büyük Millet Meclisi'nde konuşması: "Efendiler! Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun Sakarya'da kazanmış olduğu meydan muharebesi pek büyük bir meydan muharebesidir.Harb tarihinde misli belki olmayan bir meydan muharebesidir." Başkomutan Atatürk'e Büyük Millet Meclisi tarafından kanunla Müşir (Mareşal) rütbesi ve "Gazi" unvanı verilişi.

13 Ekim 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan) arasında "Kars Antlaşması"nın imzalanması.

20 Ekim 1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa Hükûmeti. arasında "Ankara Antlaşması"nın imzalanması.

31 Ekim 1921 "Atatürk'ün Başkomutanlık süresinin 5 Kasım 1921'den itibaren 3 ay daha uzatılmasına dair Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulü."

14 Ocak 1922 Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ölümü.

4 Şubat 1922 Atatürk'ün Başkomutanlık süresinin 5 Şubat 1922 tarihinden itibaren ikinci defa üç ay uzatılmasına dair Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulü..

1 Mart 1922 Atatürk'ün Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşması: ". . Efendiler! Büyük Millet Meclisi Hükûmeti Türkiye ve Türkiye halkının beka ve istiklâlini temine çalışıyor. Çünkü Türkiye'nin asıl sahibi, meşru ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının kat'i arzu ve iradesi bu yoldadır."

6 Mayıs 1922 Atatürk'ün Başkomutanlık süresinin 5 Mayıs 1922 tarihinden itibaren üçüncü defa üç ay uzatılması hakkında Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulü.

26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz'un, Kocatepe'den sabah saat 5.30'da topçularımızın ateşiyle başlaması.

30 Ağustos 1922 Yunan ordusunun tamamen sarılması ve imha edilmesi suretiyle "Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi"nin kazanılması.

1 Eylül 1922 Başkomutan Atatürk'ün orduya beyannamesi: ".... Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri verileceğini gözönüne alarak ilerlemesini ve herkesin fikrî güçlerini ve kahramanlık ve vatanseverlik kaynaklarını yarışırcasına göstermeye devam etmesini isterim.Ordular; İlk Hedefiniz Akdenizdir, İleri!"

9 Eylül 1922 Başkomutan Atatürk'ün kuvvetlerimizin İzmir'e giriş haberi üzerine ordulara mesajı: "İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedâkarlığı hürmet ve takdirle anarım."

10 Eylül 1922 Atatürk'ün Büyük Zaferi takiben İzmir'e gelişi.

4 Ekim 1922 Başkomutan Atatürk'ün 26 Ağustos Taarruzu, 30 Ağustos ve 9 Eylül Zaferleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde uzun beyanatı: "... Bu Anadolu Zaferi tarih arasında bir millet tarafından tamamen benimsenen bir fikrin ne kadar kaadir ve ne zinde bir kuvvet olduğunun en güzel misali olarak kalacaktır."

11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi'nin imzalanması.

1 Kasım 1922 Hilâfet ve Saltanat'ın birbirinden ayrılarak Saltanat'ın kaldırılması kararı.

29 Ocak 1923 Atatürk'ün İzmir'de Lâtife (Uşaklıgil) Hanım'la evlenişi (5 Ağustos 1925'de ayrılmıştir. )

1 Mart 1923 Atatürk'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: " .. Misak-ı Millî, vatanın haricî düşman karşısındaki vaziyet ve mevkiini tesbit eden miıkaddes bir kural olduğu gibi 1 Kasım 1922 kararı da milletimiz için dahilî ve daimî bir düşman olan ferdî saltanata ve onun temsil ettiği meşum bir idare şekline tevcih edilmiş mukaddes bir silâhtır."

8 Nisan 1923 Atatürk'ün, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı olarak milletvekili seçimi münasebetiyle millete, 9 umdeyi içine alan beyannamesi.

24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması'nın imzalanması (Atatürk der ki: "Lozan Barış Antlaşması'nın ihtiva ettiği esasları, diğer barış teklifleriyle daha fazla mukayeseye mahal olmadığı fikrindeyim. Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla ikmal edildiği zannedilmiş, büyük bir suikastin yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Osmanlı Devrine ait tarihte örneği bulunmayan bir siyasî zafer eseridir.") Atatürk'ün, Lozan Antlaşması'nın imzalanması üzerine İsmet Paşa'ya tebrik telgrafı: "Memlekete bir dizi faydalı hizmetlerden ibaret olan ömrünüzü bu defa da tarihî bir muvaffakiyetle taçlandırdınız."

l3 Ağustos 1923 Atatürk'ün tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesî.Atatürk'ün, İkinci Devre Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: "...Memleketimizi mâmur ve halkımızı mesut ve müreffeh edeceğiz. Ümidimiz, azmimiz ve bilhassa milletimizin ve Meclis-i Alinizin göstereceği vahdet ve tesanüt ilerleme ve uygarlık yolundaki çalışmamızda elbette muvaffakiyetin kefili olacaktır.

11 Eylül 1923 "Halk Fırkası"nın kuruluşu ve Atatürk'ün Halk Fırkası Genel Başkanlığı'na seçilmesi.

10 Ekim 1923 Ankara'nın başkent oluşu.

29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilânı ve Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

30 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kabinesi'nin İsmet Paşa tarafından kurulması.

21 Kasım 1923 Atatürk'e Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile yeşil-kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilmesi.

1 Mart 1924 Cumhurbaşkanı Atatürk'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: "İslâm dinini, asırlardan beri alışılageldiği veçhile bir siyaset vasıtası mevkiinden uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Mukaddes ve tanrısal inançlarımızı ve vicdanî değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve, her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasiyattan ve siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel ve katî şekilde kurtarmak milietin dünyevî ve uhrevî saadetinin emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle İslâm dininin yüksekliği belirir."

3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunu'nun kabulü. Hilâfetin kaldırılması.

30 Ağustos 1924 Atatürk'ün Dumlupınar'da "Meçhul Asker Abidesi"nin temelini atması ve törende konuşması: " ... Hiç şüphe etmemelidir ki yeni Türk Devleti'nin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırıldı.Ebedî hayatı burada taçlandırıldı. . . Bu âbide Türk vatanına göz dikeceklere, Türkün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, hücumunu, kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır."

1 Kasım 1924 Cumhurbaşkanı Atatürk'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: "Hiç şüphe etmemelidir ki, Anadolu ortasında sür'atle meydana getirilecek yeni ve mamur bir Ankara, asırlarca ihmal edilen Türk vatanı için başlıbaşına bir medeniyet merkezi, Türk Devleti için pek mühim bir dayanak olacaktır."

17 Kasım 1924 Terakkiperver Cıımhuriyet Fırkası'nın kuruluşu (2 Haziran 1925'de Bakanlar Kurulu kararı ile feshedilmiştir.)

17 Şubat 1925 Âşar'ın kaldırılmasına dair Kanun'un kabulü.

5 Ağustos 1925 Atatürk'ün, Lâtife (Uşaklıgil) Hanım'dan ayrılışı.

23 Ağustos 1925 Atatürk'ün Kastamonu'ya gelişi.

27 Ağustos 1925 Atatürk'ün İnebolu'da elinde panama şapkası ile "ünlü şapka nutku"nu söylemesi:". . Bunu açık söylemek isterim. Bu serpuşun ismine şapka denir. İşte şapkamız"

1 Kasım 1925 Cumhurbaşkanı Atatürk'ün Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: " Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlakiyle donanmış basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir."

5 Kasım 1925 Ankara Hukuk Fakültesi'nin açılışı ve Atatürk'ün konusması: " Cumhuriyetin güç ve dayanağı olacak bu büyük müessesenin açılışında hissettiğim saadeti hiçbir teşebbüste duymadım ve bunu izhar ve ifade etmekle memnunum."

25 Kasım 1925 Şapkâ giyilmesi hakkında Kanun'un kabulü.

30 Kasım 1925 Tekke ve za'viyeler ile türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar ile bir takım ünvanların kaldırılmasına dair Kanun'un kabulü.

26 Aralık 1925 Milletlerarası saat ve takvim hakkındaki Kanunların kabulü.

17 Şubat 1916 Türk Medenî Kanun'un kabulü.

22 Nisan 1926 Borçlar Kanunu'nun kabulü.

29 Mayıs 1926 Türk Ticaret Kanunu'nun kabulü.

14 Haziran 1926 Atatürk'e İzmir'de hazırlanan suikast girişiminin meydana çıkarılması.

18 Haziran 1926 Atatürk'ün İzmir suikast girişimi hakkında Anadolu Ajansına demeci: ". . Alçak teşebbüs benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun istinat ettiği yüksek prensiplerimize müteveccih bulunduğuna şüphe yoktur.. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır."

1 Kasım 1926 Atatürk'ün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşması: ".... Bu büyük millet, arzu ve istidadının yöneldiği istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evlâdını daima takdir ve himaye etmiştir."

30 Haziran 1927 Atatürk'ün askerlikten emekliye ayrılışı.

1 Temmuz 1927 Atatürk'ün, Kurtuluş'tan sonra İstanbul'a ilk gelişi ve coşkun şekilde karşılanışı.

15 Ekim 1927 Cumhuriyet Halk Partisi "II. Büyük Kongresi"nin Ankara'da toplanması ve Atatürk'ün 36 saat 33 dakika süren Büyük Nutku'nu okumaya başlaması:

20 Ekim 1927 Atatürk'ün Parti Kongresi'nde okuduğu Büyük Nutku'nu bitirişi: ". . Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin doğurduğu uyanıklığın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu neticeyi. Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. . . Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asîl kanda mevcuttur!"

1 Kasım 1927 Atatürk'ün ikinci defa Cumhurbaşkanlığına seçilmesi. Cumhurbaşkanı Atatürk'ün Türkiye

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ATATÜRK'ÜN BÜTÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ

7/5/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

ATATÜRK'ÜN SÖYLEV VE DEMEÇLERİ, ATATÜRKÇÜLÜĞÜN ÖZÜDÜR

"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım" Türkçü Başbuğ Atatürk
"İstanbul'da çıkan bir gazeteyi Kaşgar'da ki Türk de anlayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türkiye Türklerindir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Dünya yüzünde, Türk'ten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bir gün, ressamlar Türk'ün simasını kaybederlerse, yıldırımı alsınlar, yapıversinler." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk'lerin yaşadıkları her yer misak-ı milli hudutları içindedir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Eğer bende bazı fevkaladelikler görüyor, buluyorsanız bunları sadece ve yanlız Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk'tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benliğine, millî an'anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türkiye bir maymun değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yeni Türk yazısı, Türk'ün yaradılıştan gelen zeka ve kabiliyetini geliştirebileceğinden yeni yazımızı tarlalarında çalışan çiftçilerimize, sürüleri başında dağlarda dolasan çobanlarımıza kadar en az bir zamanda yaymaya çalışmak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelade bir intikam değil, hayatına, istikbaline, refahına düşman olanların zararlarını dermeyi hedef tutan bir intikamdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bütün dünya bilmeli ki; karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet, aciz ve zaaftır; bu insaniyet göstermek değil, insanlık hassasının yok olduğunu ilan eylemektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, en derin sevinci ve heyacanı içindeyim." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk, Türk olduğu için asildir. çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bana, insanlar üstünde bir doğuş yüklemeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir." Başbuğ Atatürk
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı...'Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!' diyelim." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu göstermeliyiz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"TÜRK çetin işler başarmak için yaratılmıştır!" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur!" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bir Türk, cihana bedeldir!" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin , namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. " Türkçü Başbuğ Atatürk

"Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir. " Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yeni nesil, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır. " Türkçü Başbuğ Atatürk

"Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türkiye'nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ancak kendilerinden sonrakileri düşünebilenler milletlerini yaşamak ve ilerlemek imkanlarına kavuştururlar." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz uygarlıktan,ilimden ve fenden kuvvet alıyor ve ona göre yürüyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk

" Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir , fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Çocuk sevgisi insan için bir ihtiyaçtır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Dünyada ne görüyorsak KADIN'IN eseridir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Korku üzerine egemenlik kurulamaz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Tam bağımsızlık denildiği zaman, tabii, siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik kasdolunmaktadır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Tarihimiz en mutlu dönemi, hükümdarlarımızın halife olmadıkları zamandır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Hükümetlerin icraatı menfi olup da millet itiraz etmez ve iktidarı düşürmezse bütün kusur ve kabahatlere katılmış demektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatimizi yok etmeyi göze alırız." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Sayın öğretmenler, hiç bir zaman düşüncelerinizden çıkmasın ki cumhuriyet sizden "fikri hur, vicdani hür, irfanı hür" nesiller ister." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Milletin kaynağı toplum hayatinin esasi olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorunluluğundadır. Gerçekten ulusun anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ben toprak büyütme meraklısı değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak sözleşmeye dayanan hakkımızın isteğicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük meclisin kürsüsünden milletime söz verdim. Hatay'ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem milletimin huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, Yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Hayatta tam mutluluk ve esenlik ancak gelecek kuşakların şerefi, varlığı, esenliği için çalışmakta bulunabilir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Millete efendilik yoktur. Ona hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Beni görmek demek ille yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız bu yeter." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Benim naciz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyyen payidar kalacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burda direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız hiç telakki edecek, kimseden yardim gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökte dolaşan şehit ruhları, devlet ve cumhuriyetimizin sonsuz bekçileridir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müsbet ilimdir. Bunun içindir ki milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu, her zaman ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besliyerek geliştirmek milli ülkümüzdür." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, muskacılara talih ve hayatlarını emanet eden insanlardan mürekkep bir kütleye, medeni bir bir millet nazariyle bakılabilir mi?" Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Tekkeler de behemahal kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti her şubede irsatlarda bulunacak kudreti haizdir. Hiçbirimiz tekkelerin irsadina muhtaç değiliz. Biz medeniyet, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz. Başka bir şey tanımıyoruz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim" diyemez." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Onun için, hepimiz büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ve takdis edelim." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Türk kadını dünyanın en aydın ve faziletli ve en ağır kadını olmalıdır." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyetine ve Türklüğün istikbaline ait görevlerim bitmemiştir. Sizler, onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Zafer "zafer benimdir" diyebilenin, muvaffakiyet, "muvaffak olacağım" diye başlayanın ve "muvaffak oldum" diyebilenindir." Türkçü Başbuğ Atatürk

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir." Türkçü Başbuğ Atatürk

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ

19/4/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

ATATÜRKÇÜLÜĞÜN NİTELİKLERİ

   Atatürkçülük, Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan, toplum hayatına yön veren gerçekçi ve millî bir sistemdir. İlerlemeye ve yenileşmeye açıktır. Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır. Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasî kurumlar kurarak modern toplum olma demektir.

   Atatürkçülüğün temelinde millî kültür vardır. Millî kültür, millî bir dünya görüşü olmasına rağmen evrensel özellikler de taşır. Atatürk'ün yapmış olduğu kurtuluş mücadelesi mazlum milletlerin kurtuluş ümidi olmuştur. Atatürkçülük, hiçbir milleti sömürmeyi ve bağımsızlığını ortadan kaldırmayı amaçlamamıştır. Tüm insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını hedeflemiştir. Atatürk'ün başlattığı bağımsızlık mücadelesi ile birlikte diğer sömürge milletler de Atatürk'ün önderliğinde verilen Türk bağımsızlık savaşını örnek almışlardır.

   Atatürkçülüğü oluşturan ilkeler, birbirini tamamlayan bütünün parçaları gibidir. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, ve halkçılık birbirinden ayrı düşünülemez. Cumhuriyetçilik ilkesi, Atatürk'ün devlet anlayışının temellerinden birini oluşturan millî egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur. Atatürk milliyetçiliği, hürriyet ve insan şahsiyetine değer veren eşitlik fikrine dayanır. Halkçılık ise milliyetçilik fikrinin bir sonucu olarak bütün fertlerin eşit hak, yetki ve sorumluluklara sahip olmasını öngörür. Ayrı ayrı ele alınırlarsa tam olarak anlaşılmazlar. Lâiklik, modern toplum düzeninin oluşmasını sağlayan en önemli ilkedir. İnkılâpçılık bunların toplumda yaygınlaştırılıp kökleşmesini sağlar.

   Çağdaş medeniyet düzeyine ulaşmayı amaçlayan Atatürkçü Düşünce Sistemi, akılcı ve bilimcidir. Ülke bütünlüğünün korunması için millî birlik ve beraberliğe önem verir. İnsan hak ve hürriyetlerine saygılıdır. Atatürk'ün "her ilerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir" sözü bunu çok güzel açıklar. Dünyadaki milletlerin mutluluğu birbirlerinin haklarına saygılı olmaları ile mümkündür. Dünya barışı ancak bu şekilde korunur.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Atatürk'ün kronolojisi

19/4/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

Atatürk'ün Kronolojik Hayatı

1881 Selanik'te doğdu.

1893 Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.

1895 Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.

13/03/1899 İstanbul Harp Okulu piyade sınıfına girdi.

1902 Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.

11/01/1905 Harp Akademisi'ni yüzbaşı olarak bitirdi. Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.

10/1905 Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve kolağası oldu.

23/07/1908 Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmalar yaptı.

31/03/1909 31 Mart Devrimi'nde, Hareket Ordusu kurmay subayı olarak çalıştı.

13/09/1911 İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.

27/11/1911 Binbaşılığa yükseldi.

09/01/1912 Trablusgarp'ta, Tobruk Saldırı'sını yönetti.

27/10/1913 Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.

01/03/1914 Yarbaylığa yükseltildi.

02/02/1915 Tekirdağı'nda, 19. Tümen'i kurdu.

25/02/1915 Maydos'a gitti.

25/04/1915 Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.

01/06/1915 Albaylığa yükseldi.

09/08/1915 Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.

10/08/1915 Düşmanı Anafartalar'dan geri attı.

01/04/1916 Tuğgeneralliğe yükseldi.

06/08/1916 Bitlis ile Muş'u düşman elinden kurtardı.

20/09/1917 Ülkenin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.

10/1917 İstanbul'a döndü.

26/10/1918 Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.

30/10/1918 Mondros Mütarekesi'nin imzalanması.

31/10/1918 Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atandı.

13/11/1918 Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırıldı ve Mustafa Kemal İstanbul'a döndü.

30/04/1919 Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atandı.

15/05/1919 Yunanlıların İzmir'e asker çıkarması.

16/05/1919 Bandırma gemisiyle İstanbul'dan ayrıldı.

19/05/1919 Samsun'a çıktı.

15/06/1919 3. Ordu Müfettişi sanını aldı.

21/06/1919 Ulusal Güçleri, Sivas Kongresi'ne çağırdı.

08-09/07/1919 Askerlikten çekildi (saat: 20:50).

23/07/1919 Erzurum Kongresi Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı ve bir Temsil Kurulu seçerek dağıldı (07/08/1919).

04/09/1919 Sivas Kongresi Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı ve 11.09.1919'da sona erdi.

11/09/1919 Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na seçildi.

22/10/1919 Amasya Protokolü imzalandı.

07/11/1919 Erzurum'dan milletvekili seçildi.

27/12/1919 Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.

20/03/1920 İtilaf Devletlerinin İstanbul'u ele geçirmesi üzerine protestoda bulundu; Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimine başladı.

18/03/1920 İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı.

19/03/1920 Ankara'da, üstün yetki taşıyan bir Millet Meclisi toplanması için illere duyuruda bulundu.

23/04/1920 Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.

24/04/1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.

05/05/1920 İlk hükümet, Mustafa Kemal'in başkanlığında toplandı.

11/05/1920 İstanbul Hükümeti'nce ölüm cezasına çarptırıldı.

24/05/1920 Padişah, Mustafa Kemal'in cezasını onayladı.

10/08/1920 Osmanlı İmparatorluğu delegeleri ile İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı.

09-10/01/1921 Birinci İnönü Savaşı.

20/01/1921 İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun temel maddeleri kabul edildi.

31/03/1921 İkinci İnönü Savaşı (31.03.1921 - 01.04.1921).

10/05/1921 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu'nu kurdu ve Grup Başkanlığı'na seçildi.

05/08/1921 Kendisine başkomutanlık görevi verildi.

22/08/1921 Yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı başladı.

13/09/1921 Sakarya Meydan Savaşı kazanıldı.

19/09/1921 Mareşal rütbesini ve Gazi sanını kazandı.

26/08/1922 Kocatepe'den, Büyük Taarruz'u yönetti.

30/08/1922 Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Savaşı'nı kazandı.

01/09/1922 "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir! İleri!" buyruğunu verdi.

09/09/1922 Şanlı Türk Ordusu İzmir'e girdi.

10/09/1922 Gazi Mustafa Kemal İzmir'e geldi.

11/10/1922 Mudanya Mütarekesi imzalandı.

01/11/1922 Önerisi üzerine saltanat kaldırıldı.

17/11/1922 Vahdettin, bir İngiliz savaş gemisiyle İstanbul'dan kaçtı.

29/01/1923 Latife Hanım ile evlendi.

24/07/1923 Lozan Antlaşması imzalandı.

09/08/1923 Halk Fırkası'nı kurdu.

11/08/1923 İkinci kez Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçildi.

29/10/1923 Cumhuriyet ilan edildi; ilk cumhurbaşkanı seçildi.

01/03/1924 Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde halifeliği kaldırdı; öğretimin birleştirilmesi hakkında açılış söylevini verdi.

03/03/1924 Hilafet kaldırıldı; öğretim birleştirildi; Şer'iye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kaldırılması hakkındaki yasalar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kabul edildi.

20/04/1924 Türkiye Cumhuriyeti Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu kabul edildi.

17/02/1925 Aşar vergisi kaldırıldı.

24/08/1925 Kastamonu'da ilk kez şapka giydi.

25/11/1925 Şapka Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.

30/11/1925 Tekkelerin kapatılması hakkındaki yasa kabul edildi.

26/12/1925 Uluslararası takvim ve saat kabul edildi.

17/02/1926 Türk Medeni Kanunu kabul edildi.

01/07/1927 Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitti.

15-20/10/1927 Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Söylev'ini yaptı.

01/11/1927 İkinci kez cumhurbaşkanı seçildi.

09/08/1928 Sarayburnu'nda, Türk harfleri hakkındaki söylevini yaptı.

03/11/1928 Türk Harfleri Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.

15/04/1931 Türk Tarih Kurumu'nu kurdu.

04/05/1931 Üçüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.

12/07/1932 Türk Dil Kurumu'nu kurdu.

29/10/1933 Cumhuriyetin 10. yıldönümünde tarihi söylevini yaptı.

24/11/1934 Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Gazi Mustafa Kemal'e Atatürk soyadının verilmesi hakkındaki yasa kabul edildi.

01/03/1935 Dördüncü kez cumhurbaşkanı seçildi.

01/05/1937 Çiftliklerini Hazine'ye, taşınmaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışladı.

31/03/1938 Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk'ün hastalığı hakkında ilk resmi duyurusunu yaptı.

15/09/1938 Vasiyetnamesini yazdı.

16/10/1938 Hastalık durumu hakkında, günlük resmi duyuruların yayınına başlandı.

10/11/1938 Ulu önder Atatürk, vefat etti (perşembe, saat: 09:05)...

11/11/1938 İstanbul Şehir Meclisi olağanüstü toplandı. Saraydaki cumhurbaşkanlığı forsu indirilerek yerine yarıya değin indirilmiş Türk bayrağı çekildi.

12/11/1938 Yüksek öğretim gençliği, Atatürk'ün ölümü dolayısıyla üniversite konferans salonunda toplandı.

13/11/1938 Türk Gençliği, Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde toplanarak Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti koruyacağına ant içti.

14/11/1938 Türkiye Büyük Millet Meclisi üzüntü dolu bir toplantı yaptı.

15/11/1938 Hükümet, Atatürk'ün Ankara'da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 Kasım 1938 tarihini, ulusal yas günü olarak duyurdu.

16/11/1938 İstanbullular, Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'ndaki katafalkı önünde, sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine değin, saygı ve üzüntü içinde son görevlerini yaptılar.

19/11/1938 Atatürk'ün Dolmabahçe'den alınan yüce cenazesi büyük bir törenle önce Sarayburnu'na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zırhlısına götürüldü. Yavuz zırhlısıyla İzmit'e değin götürülen tabut, oradan Ankara'ya yolcu edildi.

20/11/1938 Atatürk'ün kutlu nâşı Ankara'ya ulaştı ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka konuldu. Ankaralılar da son görevlerini saygıyla yaptılar.

21/11/1938 Cenazesi, Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre konuldu.

25/11/1938 Vasiyetnamesi açıldı.

26/12/1938 "Ebedi Şef" sanıyla anılması kabul edildi.

04/11/1953 Geçici kabri açıldı.

10/11/1953 Cenazesi Anıtkabir'e nakledildi.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Atatürk ten anılar

19/4/2008 Kategori: Mustafa Kemal Ataturk |

1.Atatürk'ün) En sevdiği hikayelerdir. Arada kendi anlatır, arada baskasna anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY)
Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormus:
"Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?"
Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu."
Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"
Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor.
"Eşekliğinden."
Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.
Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.
Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor:
"Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini icer?"
Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor:
"Rakıyı kumandanım!"
Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip:
"Aman beyler! Neden diye sormayın!"




2.ATATÜRK’Ü AĞLATAN OLAY
(alıntıdır)
“Ben İnsan Değil miyim?”

Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

“Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

“Emret Paşam”.

Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

“Uyku tutturamadım da Paşam”

“Annemden bir haber var mı?”

“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”

“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

“Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”

Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

“Millet sağ olsun.”

Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

İşte ben bunun için:

‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.


3.Atatürk Duygusuz Bir İnsandı Diyenlere İthaf Olunur"

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.

- Merhaba nine

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

- Merhaba dedi.

- Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp,

- Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?

Paşa gülümsedi.

- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin
malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip
nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.

- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç
bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana
bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.

- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?

- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum
gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez
görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi
Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan
belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.

- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü
sertleşti.

- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim
vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını
onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi
istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun
sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol
paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen
efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı
bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok
duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,

- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm,
benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum
anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni
buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.

Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi
de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul
gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın
ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket
çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e
uzattı;

- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana
hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.

Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;

"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."




4.Kıbrıs'ı verelim de kurtulalım diyenlere Atatürk'ten bir anı:

Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: '' Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.'' der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:'' Paşa İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve '' Biz hazırız Paşam. '' diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: '' Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay'ı gelip alabilirler.

Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı